Öne Çıkanlar
- Laravel modern PHP projelerinde tekrar eden işleri otomatikleştirir; routing, ORM, migration, queue, auth gibi bir ekosistem sunar.
- Performans büyük oranda sunucu yapılandırması, doğru PHP sürümü, opcache ve cache katmanına bağlıdır;
APP_DEBUG=trueproduction’da büyük sorun yaratır. - Sunucu yönetimi: CPU, RAM ve I/O dengesini sağlamak, doğru firewall ve port ayarlarıyla güvenliği teminat altına almak gerekir.
- Kurulum ve yayına alma üç aşamada: ortam doğrulama, bağımlılık kurulumları ve config/env ayarları — doğru yapılmazsa kısa sürede problemler çıkar.
- Sık karşılaşılan problemler genelde yanlış veritabanı sorguları, eksik izinler, config cache veya eksik rewrite kurallarından kaynaklanır.
Laravel Nedir? PHP Framework Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Laravel nedir? PHP framework dendiğinde, aslında çoğu geliştiricinin kafasındaki soru şu: “Benim işimi gerçekten hızlandıracak mı, yoksa yeni bir şey öğrenmek için günlerimi gömmem mi gerekecek?” İşin özü şu: Laravel, modern PHP ile proje geliştirirken tekrar tekrar yazdığın aynı şeyleri senin yerine halleden, çatı (framework) bir yapı. Routing, ORM, migration, cache, queue, mail, authentication… Tek tek paket aramak yerine, hepsi tek kasada geliyor. Yeni başlayan için yol gösteren bir iskelet; kök dizinde yaşayan kıdemli geliştirici için ise “şu işi 10 dakikada bitireyim” dedirten bir hızlandırıcı.
Şöyle düşün: Sıfırdan PHP ile bir proje kurarken her şeyi elle yazmak, manuel frenli eski bir kamyon sürmek gibi. Laravel ile çalışmak ise otomatik vitesli, sensörlü bir arabaya geçmek gibi. Direksiyon sende, kontrol sende ama birçok angarya işi araç kendi hallediyor. Üstelik, iş sadece kod tarafı değil; sunucu yapılandırması, PHP versiyonu, veritabanı seçimi gibi konular da bu çatıyla uyumlu olmalı. Orada da birazdan sunucu tarafındaki püf noktalara gireceğiz.
Laravel’in asıl gücü, sadece bir framework olması değil, etrafındaki ekosistem: Eloquent ORM, Blade templating, artisan CLI, queue sistemleri, job/worker mantığı, hazır auth scaffolding ve paket dünyası. Dürüst olmak gerekirse, bugün birçok ekip “PHP mi kullanıyoruz yoksa Laravel mi?” diyecek kadar Laravel merkezli düşünüyor.
Bir efsaneyi de burada netleştirelim: “Laravel ağırdır, performans düşürür.” Yanlış. Ağır olan genelde yanlış yapılandırılmış sunucu, debug açık bırakılmış production ortamı ve hiçbir zaman optimize edilmeyen sorgulardır. Doğru PHP sürümü, opcache, cache katmanı ve doğru donanımla Laravel, tipik bir PHP projesinden daha yavaş olmak zorunda değil. Çoğu yavaşlık problemi, sırf APP_DEBUG=true ile production’a çıkmaktan ya da her istekte 200+ sorgu çalıştırmaktan kaynaklanıyor.
| Hizmet Türü | Web Uygulama Geliştirme (PHP Framework) |
| Hedef Kitle | Geliştirici, Ajans, Tekno-Girişim, Kurumsal |
| Zorluk Seviyesi | Orta – İleri (PHP temeli şart) |
| Öne Çıkan Özellik | Hızlı geliştirme, güçlü ekosistem, modern mimari |
Yapılandırma ve Yönetim: Adım Adım
Kaynak Yönetimi – Limitleri Zorlamayın
Laravel, özellikle orta ve büyük projelerde, sunucu kaynaklarını iyi yönetmediğinizde canınızı çok rahat sıkabilir. CPU, RAM ve disk I/O üçlüsü burada sahnenin başrolü. Genelde kullanıcıların şikâyeti şöyle geliyor: “Sunucuyu yükselttik ama hâlâ yavaş.” İşin püf noktası şu: Sadece RAM artırmak tek başına çözüm değil; PHP-FPM process sayısı, queue worker sayısı, veritabanı bağlantı limiti ve cache kullanımı hep birlikte dengelenmeli.
- CPU: Çok sayıda eşzamanlı istek ve ağır sorgular varsa CPU tavan yapar. Gereksiz loglama, syncronous mail gönderimi, her istekte karmaşık hesaplamalar CPU’yu yer.
- RAM: Yüksek sayıda PHP-FPM child process, devasa boyutlu sorgular ve büyük cache objeleri RAM’i tüketir. Laravel’de config, route ve view cache kullanmak, RAM kullanımını daha öngörülebilir hâle getirir.
- I/O: Log dosyalarını her istekte şişirmek, her dosya upload’unda sync disk işlemi yapmak, SSD yerine yavaş disk kullanmak I/O tıkanmasına sebep olur.
“Aşırı kaynak kullanımı” uyarısı aldığınızda panik yapmadan önce kontrol edilecek ilk yer genelde log dosyalarıdır. Şöyle düşünün: storage/logs/laravel.log dosyası MB’ları değil de GB’ları gördüyse, orada çözülememiş bir hata her istekte tekrar tekrar loglanıyor demektir. Hata çözülmeden, sadece sunucu yükselterek bu işten kurtulamazsınız. Log rotasyonu ve seviyelerini (error yerine gereksiz yere debug kullanmak gibi) kontrol etmek performansı direkt etkiler.
Güvenlik Duvarı ve Port Ayarları
Laravel özelinde konuşuyoruz ama altındaki sunucu ne olursa olsun kural aynı: Dış dünyaya açık her port, açık bir penceredir. Kapatmadığınız her portu bir gün biri zorlamayı deneyecek, bunu garanti kabul edebilirsiniz. Bu yüzden, Laravel projesi yayınlarken, sadece zorunlu servis ve portların açık olduğundan emin olmak kritik.
- SSH: Mümkünse varsayılan 22 portunu değiştirin, root ile direkt login’i kapatın, key-based authentication kullanın. Gerekmiyorsa şifreli giriş bırakmayın.
- FTP: Klasik FTP’yi mümkün olduğunca unutun. SFTP veya FTPS kullanın ya da direkt Git/CI ile deploy yapın. Aktif-pasif port ayarlarını da firewall’da sınırlı tutun.
- HTTP/HTTPS: 80 → 443 yönlendirmesi şart. SSL tarafında da modern bir TLS yapılandırması ve güncel sertifika kullanmak önemli. İhtiyacınız varsa uygun SSL çözümlerini buradan inceleyebilirsiniz.
Firewall tarafında ise temel mantık şu: Varsayılanı “her şey açık” değil, “her şey kapalı, sadece ihtiyaç duyduklarımı açıyorum” olmalı. Laravel ile çalışan bir sunucuda çoğu zaman 22 (değiştirdiyseniz yeni port), 80, 443 ve veritabanı portu (genelde sadece localhost’tan erişilebilir olacak şekilde) işinizi görür. Dışarıdan direkt 3306’ya (MySQL) erişim açmak, gereksiz bir risk.
Yazılım Uyumluluğu ve PHP/Veritabanı Seçimi
Laravel nedir? PHP framework olarak, belirli minimum PHP versiyonlarına ihtiyaç duyan, düzenli güncellenen bir yapı. En güncel PHP her zaman en iyi mi? Kâğıt üzerinde evet; pratikte her zaman değil. Şöyle düşünün: Laravel versiyonunuz, kullandığınız paketler, sunucudaki extension’lar ve işletim sistemi hepsi birlikte çalışmak zorunda. Bu zincirden biri uyumsuzsa, en güncel PHP sürümü sizi hızlandırmak yerine uğraştırabilir.
- PHP Sürümü: Laravel’in resmi belgelerinde belirtilen “önerilen PHP sürümü” genelde en güvenli tercih. Sunucuda hem stabilite hem de performans açısından, bir LTS (Long Term Support) hattını izlemek mantıklı.
- Extensions:
mbstring,openssl,pdo_mysqlgibi uzantılar olmadan Laravel tam verimli çalışmaz. Özellikle cache ve queue tarafında Redis kullanacaksanız, ilgili PHP extension’larının da yüklü olduğundan emin olun.
Veritabanı tarafında ise altın kural şu: “Önce sorgunu düzelt, sonra donanımı yükselt.” Index kullanmayan, SELECT * ile tablonun tamamını çeken, her istekte N+1 sorgu çalıştıran bir uygulamayı hiçbir donanım uzun vadede kurtaramaz. Eloquent kullanıyorsanız with() ile eager loading, doğru index’ler ve yavaş sorgu loglarını takip etmek zorundasınız. Dürüst olmak gerekirse, kullanıcıların “site yavaş” dediği problemlerin büyük kısmı, yanlış veritabanı tasarımından çıkıyor.
Uygulama: Kurulum ve Yayına Alma
Terminali açın, şu komutu girin demiyorum ama mantık şu: Laravel uygulamasını canlıya taşırken, üç ana adımı yönetiyorsunuz: ortam, bağımlılıklar ve yapılandırma.
- Önce ortamı doğrula: PHP sürümü, gerekli extension’lar, composer, veritabanı bağlantısı, disk izinleri. “502 Bad Gateway” veya “white screen” hatalarının yarısı aslında buradan çıkar.
- Bağımlılıkları kur:
vendorklasörü üretilecek, autoload ayarlanacak, config dosyaları çalışır hâle gelecek. Production’da genelde--no-devile kurulum yapılır, gereksiz paketler yüklenmez. - Config ve environment:
.envdosyasındakiAPP_ENV,APP_DEBUG, veritabanı bilgileri, cache/queue driver’ı, mail ayarları gibi parametreler burada devreye girer. Yanlış girilen bir env değeri, kendini çok saçma bir hata ile gösterebilir. Örneğin, mail driver’ı hatalıysa “kayıt ol” butonuna basıldığında kullanıcı 500 hatası görür, sen ise sunucuda hata ararsın.
Genelde düzgün hazırlanmış bir sunucuda, Laravel projesini yayına almak 5–10 dakikalık bir iş. Ama işin püf noktası, bu 5 dakikanın öncesindeki hazırlık: Doğru hosting/VDS seçimi, PHP ve veritabanı konfigürasyonu, domain ve SSL ayarlarının oturmuş olması. İhtiyacınız projeye özel kaynaklarsa, VDS ya da cloud çözümlerine yönelmek ve örneğin VDS üzerinde Laravel koşturmak, size daha fazla esneklik sağlayacaktır. Klasik web siteleri içinse, iyi optimize edilmiş bir web hosting planı fazlasıyla yeterli olur.
Bu arada, performansınızı artırmak için Yazılım sayfamızdaki diğer çözümlere de bakabilirsiniz.
Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Pratik Çözümler
| Sorun | Muhtemel Neden | Çözüm |
|---|---|---|
| Site Yavaş Açılıyor | Zayıf önbellekleme veya yüksek sorgu sayısı | Redis/Litespeed Cache kurulumu yapın |
| Bağlantı Zaman Aşımı | Firewall engeli veya hatalı DNS | Port izinlerini kontrol edin |
| “Permission denied” Hataları | storage ve bootstrap/cache klasör izinlerinin yanlış olması | İlgili klasörlere web sunucusu kullanıcısı için yazma izni verin |
| Env Değişiklikleri Etki Etmiyor | Config cache temizlenmemiş | Config cache’i temizleyip yeniden oluşturun |
| Karışık URL’lerde 404 Hatası | .htaccess veya Nginx rewrite kuralı eksik | Laravel’in önerdiği rewrite kurallarını uygulayın |
Genelde kullanıcılarımızdan duyduğumuz en büyük şikâyet şu oluyor: “Her şey çalışıyordu, bir ay sonra birden bozuldu.” Çoğu zaman sebep, sunucudaki PHP güncellemesi, yanlış yapılan bir dosya izin değişikliği veya .env dosyasının farkında olmadan bozulması çıkıyor. Bu yüzden, mümkün olduğunca staging ortamında test edip, sonra canlıya almak en sağlıklısı.
Sıkça Sorulan Sorular
Laravel güvenli mi?
Aslında durum tam olarak şöyle: Laravel, kutudan çıktığı hâliyle XSS, CSRF, SQL injection gibi birçok klasiğe karşı ciddi korumalar sunuyor. Form token’ları, prepared statement’lar, input sanitization gibi mekanizmalar zaten entegre. Ama hiçbir framework, yanlış yazılmış bir kodu tamamen güvenli yapamaz. Güvenliği arttırmak için her zaman güncel versiyonları kullanmak, gereksiz paket kurmamak ve SSL ile HTTPS zorunluluğu getirmek önemli. Alan adınız ve sertifika tarafını düzenli takip etmek için domain sorgulama ve SSL yönetimini de ihmal etmeyin.
Fiyat/Performans dengesi nasıl kurulur?
İşin püf noktası şu: Projenin büyüklüğünü ve trafiğini objektif değerlendirmek. Yeni başlayan, küçük bir proje için iyi optimize edilmiş bir paylaşımlı hosting planı çoğu zaman yeterli. Trafik ve arka plan işlemleri (queue, raporlama, cron job’lar) arttığında ise VDS ya da cloud sunucu tarafına geçmek gerekiyor. “En büyük paketi alayım, kafam rahat olsun” yaklaşımı genelde gereksiz maliyet; doğru caching, doğru sorgular ve temel optimizasyonlarla, orta seviye bir sunucudan gayet iyi performans alınabiliyor.
Taşıma (Migration) işlemi zor mu?
Laravel için taşıma iki katmanlı: Kodun taşınması ve veritabanının taşınması. Dosyaları, .env ayarlarını ve veritabanını doğru aktardığınız sürece aslında süreç karmaşık değil. Zor gelen kısım, DNS geçişi, SSL yenilemesi, e-posta kayıtları ve benzeri yan hizmetlerin takibi. Bu noktada, özellikle hosting geçişlerinde, bu süreci otomatikleştiren ve teknik detaylarda yalnız bırakmayan bir altyapı işleri çok kolaylaştırıyor. Bilhost tarafında, Laravel tabanlı projelerinizi yeni sunucuya alırken, hem dosya/veritabanı transferi hem de domain, SSL ve e-posta ayarlarında göç sürecini sizin yerinize tamamlayabiliyoruz; yani “Migration zor mu?” sorusunun cevabı büyük oranda, yanında doğru ekip olup olmamasına bağlı.
Sonuç
İşin özü şu: Laravel nedir? PHP framework olarak, seni hem düzenli koda hem de daha profesyonel bir geliştirme disiplinine zorlayan bir araç. Doğru kurulduğunda, hem geliştiricinin hayatını kolaylaştırıyor hem de son kullanıcıya daha hızlı, daha güvenli bir deneyim sunuyor. Teknoloji ne kadar karmaşık görünürse görünsün, doğru yapılandırma hayat kurtarır. Eğer bir yerde takılırsan biz buradayız, yorumlarda sorularını bekliyorum.
