1. Anasayfa
  2. Sunucu Teknolojileri

Cloud Hosting ve Klasik Hosting Arasındaki Temel Farklar

Cloud Hosting ve Klasik Hosting Arasındaki Temel Farklar
0

Öne Çıkanlar

  • Cloud hosting, kaynakları bir havuzdan yöneten, gerektiğinde otomatik genişleyebilen ve yüksek erişilebilirlik sağlayan bir altyapıdır.
  • Klasik (shared) hosting sabit kaynaklıdır; trafik arttığında performans düşüşü ve sınır sorunları yaşanabilir.
  • Performans iyileştirmesi için cache kullanımı, gereksiz eklentilerin kaldırılması ve veritabanı optimizasyonu önceliklidir.
  • Güvenlik için firewall, SSH anahtarları, port yönetimi ve staging ortamlarında sürüm uyumluluğu testleri önemlidir.

Cloud Hosting Nedir? Klasik Hostingden Farkı denince, çoğu kullanıcının kafasındaki ilk soru şu oluyor: “Benim sitem için gerçekten buna gerek var mı, yoksa klasik hosting işimi görür mü?” Aslında mesele tam olarak şu: Kaynakların sabit mi olacak, yoksa trafik patladığında otomatik olarak genişleyebilen esnek bir yapıya mı ihtiyacın var? Yani olaya “kaç GB RAM var?” diye bakmaktan çok, “bu sistem ne zaman, nasıl ölçekleniyor?” diye bakmak gerekiyor.

Yıllardır panelden CPU grafiği izleyenler de, daha ilk WordPress kurulumuna yeni girenler de aynı acıyı yaşıyor: Site yavaşladığında kimin suçlu olduğu belli değil. Klasik hosting (shared) yapıda, altyapı genelde sabit ve tahmin edilebilir; ama sınırı aşınca duvara tosluyorsun. Cloud hosting tarafında ise, altyapı birden fazla fiziksel sunucunun birleşiminden oluşan, gerektiğinde sana ekstra güç veren bir havuz gibi çalışıyor. İşin püf noktası da burada: Aynı PHP kodu bile, altında çalışan altyapıya göre bambaşka performans verebiliyor.

Hizmet Türü Cloud Sunucu / Klasik Web Hosting
Hedef Kitle Büyüyen projeler, e-ticaret siteleri, geliştiriciler
Zorluk Seviyesi Orta – İleri (yönetimli hizmetle düşer)
Öne Çıkan Özellik Ölçeklenebilirlik ve yüksek erişilebilirlik

Cloud Hosting Nedir? Klasik Hostingden Farkı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Şöyle düşünün: Klasik hosting, çok da büyük olmayan bir apartmanda oda kiralamak gibi. Apartmanda kaç kişi yaşadığı, kimin ne kadar su-elektrik kullandığı seni dolaylı etkiliyor. Sunucu kaynakları (CPU, RAM, disk I/O) diğer sitelerle paylaşıldığı için, yan daire gece boyunca backup alıyorsa, senin sitenin açılış süresi de bundan nasibini alabiliyor.

Cloud hosting tarafında ise sen, büyük bir veri merkezinde, arkasında birden fazla fiziksel sunucu bulunan sanal bir “daire” kiralıyorsun. Temel fark şu: Kaynaklar tek bir fiziksel makineyle sınırlı değil, bir kaynak havuzundan yönetiliyor. Trafik yükselince ek CPU, RAM gibi kaynaklar devreye girebiliyor; donanım arızası durumunda sistem, başka bir node’a taşınarak ayakta kalabiliyor. Bu ölçeklenebilir (scalable) yapı, özellikle kampanya dönemleri olan e-ticaret siteleri için hayat kurtarıcı.

Dürüst olmak gerekirse, sektörde en sık duyduğum yanlış inanışlardan biri şu: “Ne kadar çok CPU çekirdeği varsa, site o kadar hızlıdır.” Hayır, her zaman değil. Kötü optimize edilmiş bir veritabanı, aşırı eklenti yüklü bir WordPress, yanlış yapılandırılmış cache; 16 çekirdeği bile dizlerinin üzerine çöktürebilir. Cloud hosting, sadece daha çok çekirdek vermek değil; bu kaynakları esnek, yedekli ve yönetilebilir bir ortamda sunmak anlamına geliyor.

Eğer basit bir kurumsal site, birkaç sayfalık bir blog veya düşük trafikli bir portföy sitesi barındıracaksan, klasik web hosting çoğu zaman fazlasıyla yeterli. Ama “benim site zaman zaman çok trafik yiyor, çökmesin ama boşken de bütçemi yakmasın” diyorsan, işte orada cloud hosting devreye giriyor. Bu arada, performansınızı artırmak için Sunucu Teknolojileri sayfamızdaki diğer çözümlere de bakabilirsiniz.

Yapılandırma ve Yönetim: Adım Adım

Kaynak Yönetimi – Limitleri Zorlamayın

İşin özü şu: Cloud hosting de kullansan, klasik hosting de kullansan, kaynak sonsuz değil. Sadece cloud tarafında bu sınırı daha esnek ayarlayabiliyorsun. CPU, RAM ve disk I/O’yu verimli kullanmak, özellikle PHP tabanlı sitelerde (WordPress gibi) performansın %70’ini belirliyor diyebilirim.

Pratikte ne yapmak lazım?

  • Önbellekleme (cache) kullan: Uygulama içi cache (Litespeed Cache, Redis), veritabanının üzerinden büyük yükü alır.
  • Gereksiz eklentileri temizle: Her eklenti bellek tüketir, bazen tek bir kötü eklenti CPU’yu kitler.
  • PHP-FPM havuz limitlerini gözden geçir: Çok düşük olursa “bekleme”, çok yüksek olursa RAM şişmesi görürsün.

Genelde kullanıcılarımızdan duyduğumuz en büyük şikayet şu oluyor: “Panelde CPU %90 görünüyor, hosting firması bana ‘kaynak aşımı’ diyor ama sitede öyle aman aman trafik yok.” Bu durumda, panik yapmadan önce bakılacak ilk yer log dosyaları – özellikle de error_log ve yavaş sorgu logları. Hatalı çalışan bir cron job, sürekli tekrar eden bir PHP hatası veya optimize edilmemiş bir sorgu, grafiği anında zıplatabilir.

Aşırı kaynak kullanımı uyarısı geldiğinde ilk kontrol edilecek dosya genelde uygulama log’larıdır: Örneğin Nginx/Apache error log, PHP error log veya MySQL slow query log. Basit bir “tail -f” ile bile, birkaç dakika içinde sorunun yönünü görebilirsin.

Güvenlik Duvarı ve Port Ayarları

Aslında durum tam olarak şöyle: Dış dünyaya açık her port, potansiyel bir güvenlik riskidir. Hele cloud hosting kullanıyorsan ve IP’n kamuya açık ise, birkaç saat içinde SSH brute force denemelerini loglarda görürsün. Bu normaldir ama yönetilmezse sıkıntı çıkarır.

Temel prensipler:

  • SSH portunu değiştir: 22 numaralı portu kullanmak zorunda değilsin. Farklı bir port + key-based authentication, kaba kuvvet saldırılarını ciddi oranda azaltır.
  • FTP yerine SFTP: Hala plain FTP kullanıyorsan, trafiği adeta açık mektup gibi gönderiyorsun. Mümkünse SFTP veya FTPS kullan.
  • Gereksiz servisleri kapat: Kullanmadığın database portları (ör. 3306), panel portları veya eski test subdomain’leri açık kalmasın.
  • Firewall kural setini sade tut: Ne kadar karmaşık, o kadar hata riski. Sadece gereken portları izinli bırak.

“Dış dünyaya açık her port açık bir penceredir” derken abartmıyorum. Örneğin kendi cloud sunucunu kurduğunda, default olarak SSH, HTTP/HTTPS ve gerekiyorsa panel portlarını (cPanel/plesk gibi) açık bırakıp, geri kalan her şeyi kapatmak sağlıklı bir başlangıç olur. Eğer SSL sertifikası kullanıyorsan – ki kullanmalısın – 443 numaralı portun doğru yönlendirildiğinden emin ol.

Yazılım Uyumluluğu ve PHP/Veritabanı Seçimi

“En güncel sürüm en iyisidir” cümlesi, güvenlik için çoğunlukla doğru; ama uyumluluk için her zaman değil. Özellikle kurumsal uygulamalarda ve eski yazılımlarda, PHP veya veritabanını çok acele güncellemek, sitenin komple çökmesine sebep olabiliyor.

Şöyle düşünün: PHP 8.x performans ve güvenlik açısından harika; fakat eğer kullandığın CMS veya eklentiler hala PHP 7’ye göre yazıldıysa, undefined function ve deprecated uyarılarıyla boğuşursun. O yüzden:

  • Önce staging/test ortamında dene, sonra canlıya al.
  • Uygulamanın resmi dökümantasyonundaki “supported PHP versions” kısmına bak.
  • Veritabanı tarafında da MySQL/MariaDB sürümünün uyumuna dikkat et.

Veritabanı optimizasyonu için altın bir kural vereyim: “Sorguları hızlandırmadan önce, sorgu sayısını azaltmayı dene.” Yani her sayfada 40-50 ayrı sorgu çalıştırmak yerine, gerçekten hangilerine ihtiyaç olduğunu gözden geçir. İyi bir indexleme, caching ve minimal sorgu sayısı; CPU’yu rahatlatır ve cloud hosting tarafında daha düşük kaynakla aynı işi görebilmeni sağlar.

Uygulama: Kurulum ve Yayına Alma

Terminali açın, şu komutu girin demiyorum ama mantık şu: Bir projeyi cloud ortama taşırken veya sıfırdan kurarken, önce bağımlılıklarını, sonra yapılandırma (config) dosyalarını netleştirmen gerekiyor. Tipik akış şöyle ilerler:

  1. Kaynakları planla: Projenin beklenen trafiğine göre vCPU, RAM ve disk boyutunu belirle. Abartmaya gerek yok, cloud’un avantajı gerektiğinde genişleyebilmesi.
  2. OS ve panel seçimi: Linux dağıtımı (genelde Ubuntu/CentOS/AlmaLinux) belirlenir, gerekiyorsa cPanel/Plesk veya sadece bir web server stack’i (Nginx, Apache) kurulur.
  3. Bağımlılık kontrolü: PHP modülleri, veritabanı sunucusu, cache servisi (Redis, Memcached) gibi bileşenlerin versiyon uyumu kontrol edilir.
  4. Config dosyalarını düzenle: Nginx/Apache sanal host ayarları, PHP-FPM pool ayarları, veritabanı kullanıcı ve yetkileri, wp-config.php veya .env dosyaları gibi kritik yapılandırmalar elden geçirilir.
  5. DNS ve SSL: Domain’inizi doğru IP’ye yönlendirir, Let’s Encrypt veya kurumsal sertifika ile HTTPS’i aktif edersin.

Genelde doğru hazırlanmış bir projeyi cloud ortama taşımak 5–30 dakika arası sürer. Asıl zaman alan, “unutulan küçük ayarlar” oluyor: PHP upload limitleri, max_execution_time, veritabanı kullanıcı izinleri gibi. Eğer manuel işlerle uğraşmak istemiyorsan, yönetimli cloud tarafında bu işlerin çoğunu already hazır alırsın. Bilhost’un cloud sunucu hizmetlerinde, bu yapı taşları büyük ölçüde optimize edilmiş olarak gelir; sen uygulamana odaklanırsın.

Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Pratik Çözümler

Sorun Muhtemel Neden Çözüm
Site Yavaş Açılıyor Zayıf önbellekleme veya yüksek sorgu sayısı Redis/Litespeed Cache kurulumu yapın
Bağlantı Zaman Aşımı Firewall engeli veya hatalı DNS Port izinlerini kontrol edin

Bu tabloya şunu eklemek lazım: Cloud hosting kullandığın için sorunların tamamı “sunucu yetersiz” anlamına gelmiyor. Bazen sadece yanlış yapılandırılmış bir .htaccess, bazen de sorgu tarafında index eksikliği bütün performansı baltalayabiliyor. Sorun yaşadığında, önce uygulama katmanına, sonra veritabanına, en son altyapıya bakmak genelde daha sağlıklı bir yaklaşım.

Sıkça Sorulan Sorular

Cloud hosting güvenli mi?

Evet, doğru yapılandırıldığında klasik hosting’den daha az riskli bile olabilir. Çünkü altyapı, yedekli disk yapıları, snapshot’lar ve dağıtık mimari ile çalışır. Ama işin püf noktası şu: Firewall, güncel yazılım sürümleri, düzenli yedekleme ve güvenli kimlik doğrulama (özellikle SSH anahtarları) olmazsa, “cloud” kelimesi tek başına kimseyi kurtarmıyor. SSL kullanımı, güvenli parola politikaları ve güncel CMS sürümleri, temel güvenlik setinin olmazsa olmazları.

Fiyat/Performans dengesini nasıl kurarım?

Burada yapılabilecek en büyük hata, “İhtiyacımın iki katı kaynak alayım, kafam rahat olsun” mantığı. Özellikle cloud tarafında, küçük başlayıp izleyerek büyümek çok daha mantıklı. Örneğin:

  • Orta seviye bir e-ticaret sitesi için 2–4 vCPU, 4–8 GB RAM ile başla.
  • Trafik artış dönemlerinde (kampanya, reklam) metrikleri izle, gerekiyorsa kaynakları artır.
  • İndex ve cache optimizasyonu yapmadan, “kaynak yetmiyor” sonucuna atlama.

Klasik hosting ile cloud hosting arasındaki fark, burada daha net görünüyor: Shared hosting’de ölçeklemek için genelde “paket değiştirmek” zorundasın; cloud’da ise kaynakları birkaç tıkla yukarı/ aşağı çekebiliyorsun. Detaylı paket karşılaştırmalarına bakmak istersen, VDS ve Cloud Sunucu sayfalarına göz atabilirsin.

Taşıma (Migration) işlemi zor mu?

Teknik olarak, dosya + veritabanı + DNS üçlüsünü doğru yönetirsen, taşıma çok karmaşık değil. Ama pratikte, “siteyi taşıdım, admin paneline giremiyorum”, “SSL bozuldu”, “mail gitmiyor” gibi klasik sorunlarla sık karşılaşıyoruz. Bilhost tarafında, özellikle klasik hosting’den cloud hosting’e geçişlerde, taşıma sürecini mümkün olduğunca otomatize edip, kullanıcıya minimum iş bırakmaya çalışıyoruz. Domain yönlendirmesi, SSL kurulumu ve temel performans ayarları konusunda da destek veriyoruz; bu sayede “gece yarısı DNS bekleyen sistem yöneticisi” rolünü oynamak zorunda kalmıyorsun.

Sonuç

İşin özü şu: Cloud Hosting Nedir? Klasik Hostingden Farkı dendiğinde, sadece “daha yeni bir teknoloji” olarak görmek hata olur. Esas fark, kaynakların esnek yönetimi, altyapının yedekliliği ve ihtiyaç anında genişleyebilmesi. Tıpkı bir araba motoru gibi, sunucular da yüksek devirde (trafikte) doğru soğutmaya (kaynağa) ihtiyaç duyar; ama gereksiz yere sürekli yüksek devirde kullanmak da bütçeyi zorlar.

Teknoloji ne kadar karmaşık görünürse görünsün, doğru yapılandırma hayat kurtarır. Cloud ile klasik hosting arasında karar veremiyorsan, proje türünü, trafik beklentini ve yönetim için ayırabileceğin zamanı masaya koy; gerisi teknik olarak çözülebilir konular. Eğer bir yerde takılırsanız biz buradayız, yorumlarda sorularınızı bekliyorum.

İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir