1. Anasayfa
  2. Hosting

Disk Kotası Nedir? Bahtınıza Çözümler

Disk Kotası Nedir? Bahtınıza Çözümler
0

Öne Çıkanlar

  • Disk kotası, hosting hesabınıza ayrılan depolama sınırıdır; sorunlar genellikle bu sınır aşıldığında (mail alamama, backup hatası, log dolması) ortaya çıkar.
  • Quota sadece GB değil; inode (dosya giriş sayısı) da sınırlayıcı olabilir — milyonlarca küçük dosya alan dolmadan problemi tetikler.
  • Kota performans aracı değildir; hız disk türü, I/O, cache ve yazılım optimizasyonuyla ilgilidir; kotayı sınırlandırma ve güvenlik aracı olarak görün.
  • Kaynak yönetimi; yedekler, loglar, cache ve gereksiz arşivleri düzenlemekle başlar — düzenli log rotasyonu ve planlı yedek politikası önemlidir.

Disk Kotası (Quota) Nedir? Basitçe söyleyelim: Hosting hesabınıza ayrılan depolama sınırı. Ama iş sadece “kaç GB verdiler?” meselesi değil. Asıl mesele, o verilen alanı nasıl kullandığınız, hangi dosyaların gerçekten gerekli olduğu ve sistemin bu kotayı aştığınız anda size nasıl fren yaptırdığı. Yeni başlayan biri için bu genelde “Neden mail alamıyorum?” sorusuyla ortaya çıkar. Geliştirici tarafında ise “Backup script’i niye patladı?” sorusuyla. Aslında ikisi de aynı probleme dayanır: Disk kotası dolmuştur ve sistem siz fark etmeden frene basmıştır. İşin güzel yanı, bu sınırı anladığınızda hem siteniz hem mailiniz hem de log dosyalarınız çok daha öngörülebilir çalışır.

Hizmet Türü Paylaşımlı Hosting / VDS / Cloud Sunucu
Hedef Kitle Bireysel kullanıcı, ajans, geliştirici, KOBİ
Zorluk Seviyesi Kolay – Orta (Yönetim paneline hâkimseniz rahat edersiniz)
Öne Çıkan Özellik Kaynak kontrolü ve hizmet sürekliliği

Disk Kotası (Quota) Nedir? Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Şöyle düşünün: Sunucu, devasa bir apartman; her kullanıcı bir daire. Disk kotası, her dairenin maksimum eşya kapasitesi. Binayı (sunucuyu) ayakta tutmak için herkesin belli bir sınırı olmak zorunda, yoksa birinin aşırı yüklemesi yüzünden tüm bina risk altına girer. Disk kotası (quota) da bu yüzden var: Paylaşılan kaynakları adil, öngörülebilir ve güvenli tutmak için.

Disk kotası (quota) sadece “dosya sayısı” değil, dosyaların kapladığı toplam alan ve bazı sistemlerde inode dediğimiz “dosya giriş sayısı” anlamına da gelir. Yani teoride 5 GB kotanız olabilir ama milyonlarca küçük dosya oluşturursanız, alan dolmadan inode limitine takılabilirsiniz. Genelde kullanıcılarımızdan duyduğumuz en büyük şikayet şu oluyor: “Panelde alanım boş görünüyor ama bir şey yükleyemiyorum.” Suçlu çoğu zaman inode limiti.

Bir efsaneyi de burada netleştirelim: “Disk kotasını yüksek tutarsam performansım artar.” Hayır. Sadece daha çok yeriniz olur. Disk kotası (quota) doğrudan hız vermez; sadece sınıra çarpmanızı geciktirir. Hız; disk türü (SSD/NVMe), I/O limiti, cache ve yazılım optimizasyonuyla gelir. Yani 100 GB kotalı ama kötü optimize edilmiş bir site, 10 GB kotalı ama düzgün optimize edilmiş bir siteden daha yavaş olabilir. Kotayı, performans aracı değil, sınırlandırma ve güvenlik aracı gibi görmek gerekir.

Bu arada, performansınızı artırmak için Hosting sayfamızdaki diğer çözümlere de bakabilirsiniz. Özellikle trafik artışı bekliyorsanız, plan yükseltme veya mimariyi gözden geçirme zamanınız gelmiş olabilir.

Yapılandırma ve Yönetim: Adım Adım

Kaynak Yönetimi – Limitleri Zorlamayın

Aslında durum tam olarak şöyle: Disk kotası (quota) dolduğunda sorun sadece “dosya yükleyemiyorum” olmuyor. Log’lar yazılamıyor, veritabanı geçici dosya atamıyor, cache sistemi disk’e veri basamıyor. Sonuç: Site yavaşlıyor, hatta bazı işlemler tamamen çakılıyor.

Bu yüzden kaynak yönetimi yaparken sadece CPU ve RAM’e değil, disk kullanımınıza da bakmanız gerekiyor. Özellikle paylaşımlı web hosting hizmetlerinde kotayı zorladığınızda, genelde ilk sinyal “mail kutusu doldu” veya “backup alınamadı” uyarılarıyla gelir.

İşin püf noktası şurada: “Aşırı kaynak kullanımı” uyarısı geldiğinde panik yapmadan önce şu klasörleri kontrol edin:

  • Backup klasörleri: Eski yedekler genelde en büyük suçlu. Hem panel içi hem de uygulama (WordPress eklentileri vs.) yedeklerini kontrol edin.
  • Log dosyaları: Özellikle error log’lar. Hatalı bir eklenti veya script, günlerce aynı hatayı log’a yazıp diski doldurabilir.
  • Cache klasörleri: Temizlenmeyen cache sistemleri (özellikle dosya tabanlı cache), diski sessizce şişirir.
  • Gereksiz zip/rar arşivleri: Yedek alıp sonra “nasıl olsa lazım olur” diye bıraktığınız arşivler, aylar içinde ciddi yer kaplar.

Dürüst olmak gerekirse, kotayı aşan kullanıcıların %70-80’inde problem, devasa boyutlu tek bir dosyada değil; küçük ama çok sayıda gereksiz dosyada yatıyor. O yüzden, dosya yöneticisinde “boyuta göre sırala” demek yetmez; klasör klasör gezip yapıyı anlamak en sağlıklı yöntem.

Güvenlik Duvarı ve Port Ayarları

Disk kotası (quota) yönetimi konuşurken firewall’dan bahsetmek garip gelebilir ama değil. Şöyle ki: Açıkta kalan servisler, brute-force saldırılarla log dosyalarınızı şişirebilir. Log şişmesi de dolaylı olarak diskinizi yiyip kotayı patlatır. Tıpkı bir araba motoru gibi, sunucular da yüksek devirde (trafikte) doğru soğutmaya (kaynağa) ihtiyaç duyar; burada “doğru soğutma”, gereksiz saldırıları engelleyen doğru firewall ayarıdır.

Birkaç pratik nokta:

  • SSH portunu değiştirin: 22 portu yerine farklı bir port kullanın. Bu, log’lara düşen başarısız giriş denemelerini ciddi şekilde azaltır.
  • FTP kullanıyorsanız sınırlı tutun: Gerekmedikçe FTP hesabı açmayın. Kullanılmayan hesaplar, kötü amaçlı yazılımların giriş kapısı olabilir.
  • Gereksiz servisleri kapatın: Kullanmadığınız mail servisleri, admin panelleri veya test uygulamalarını kaldırarak hem güvenliği hem de disk kullanımını kontrol altında tutarsınız.
  • Log rotasyonu (logrotate): VDS veya cloud sunucu kullanıyorsanız logrotate yapılandırmasını mutlaka gözden geçirin. Eski log’lar sıkıştırılsın, belli bir süreden sonra silinsin.

Dış dünyaya açık her port, aslında açık bir penceredir. Her saldırı denemesi, her hata, diskte yeni satırlar demek. Fazla trafik, fazla log, fazla disk tüketimi. Hepsi birbirine bağlı.

Yazılım Uyumluluğu ve PHP/Veritabanı Seçimi

Disk kotası (quota) ile yazılım sürümlerinin ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz. Aslında epey var. Hatalı çalışan veya uyumsuz bir PHP eklentisi, veritabanına gereksiz veri yazabilir, cache’i doğru temizleyemeyebilir, log’ları abartılı şekilde büyütebilir. Sonuç yine aynı: Gereksiz disk tüketimi.

“En güncel sürüm her zaman en iyisi mi?” sorusuna dürüst cevap: Her zaman değil. Özellikle üretim ortamında, “en yeni” sürüm ile “en stabil” sürüm arasında ince bir denge var. Örneğin:

  • Hosting panelinizde önerilen PHP versiyonunu tercih edin. Genelde bu, hem güvenlik yamaları uygulanmış hem de yaygın CMS’lerle test edilmiş sürümdür.
  • Veritabanı (MySQL/MariaDB) tarafında “sadece sürüm yükseltmek” yerine, sorgu optimizasyonu yapmak çok daha etkili olur.

Veritabanı için altın kural: Gereksiz veri tutma, gereksiz index oluşturma. Örneğin WordPress’te revizyon sayısını sınırlamak, spam yorumları temizlemek, cron işlerini düzenlemek, veritabanında oluşan şişmeyi ciddi şekilde azaltır. Bu da doğrudan disk kotası (quota) tüketimini aşağı çeker.

Ek bir not: Bazı cache eklentileri “disk tabanlı cache” kullanır. Eğer kotanız düşükse, Redis veya Memcached gibi RAM tabanlı çözümleri (mümkünse) tercih etmek hem I/O hem de alan anlamında avantaj sağlar. Özellikle WordPress hosting ortamlarında bu fark net görülür.

Uygulama: Kurulum ve Yayına Alma

Terminali açın, şu komutu girin demiyorum ama mantık şu: Disk kotası (quota) yönetimi, hesabınız oluşturulduğu anda başlar, dolduğu gün değil. Yani ilk kurulum aşamasında bile “dosya yapısı”nı planlamak büyük fark yaratır.

Genel akış şöyle ilerlemeli:

  1. Bağımlılıkları kontrol edin: Hosting panelinizde PHP sürümü, veritabanı sürümü, disk kotası (quota) ve inode limitini bir kere gözden geçirin. Nerede durduğunuzu bilin.
  2. Dizin yapısını planlayın: Yedekler için ayrı klasör, geçici dosyalar için ayrı klasör, log’lar için ayrı klasör kullanmaya çalışın. Böylece hangi klasör şiştiğini bir bakışta anlarsınız.
  3. Config dosyasında rota belirleyin: Birçok uygulamada log ve cache dizini yapılandırılabilir. Bu dizinleri takip etmesi kolay yerlere yönlendirin.
  4. Otomatik yedekleme politikasını netleştirin: Günlük yedek alıyorsanız, kaç gün saklanacağını bilin. Yedeklerin aynı disk kotası (quota) içinde mi yoksa ayrı bir depolamada mı tutulduğunu sağlayıcı dokümanından kontrol edin.
  5. İlk kurulum sonrası temizlik: Kurulumda kullanılan zip/installer dosyalarını silmeyi unutmayın. Bunlar genelde “nasıl olsa küçük” diye kalır ama birikince ciddi yer kaplar.

Genelde tüm bu ayarları yapmak 5 dakikadan fazla sürmez. Ama o 5 dakikayı başta harcamazsanız, ileride “Site niye patladı?” sorusunun cevabını saatlerce ararsınız.

Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Pratik Çözümler

Sorun Muhtemel Neden Çözüm
Site Yavaş Açılıyor Zayıf önbellekleme veya yüksek sorgu sayısı Redis/Litespeed Cache kurulumu yapın
Bağlantı Zaman Aşımı Firewall engeli veya hatalı DNS Port izinlerini kontrol edin
Yeni dosya yüklenmiyor Disk kotası (quota) veya inode limiti dolu Backup, log ve cache klasörlerini temizleyin, gerekirse hosting paketinizi yükseltin
Mail kutusuna yeni mail gelmiyor Mail hesabı disk limiti veya genel hesap kotası dolu Eski mailleri arşivleyin/silin, webmail çöp kutusunu ve gönderilmiş klasörünü boşaltın
Backup işlemi yarıda kesiliyor Yedek, ayrılan disk kotasını aşıyor Yedekleme kapsamını daraltın (gereksiz dizinleri hariç tutun) veya kotayı artırın

Sıkça Sorulan Sorular

Disk Kotası (Quota) Nedir? Güvenli mi?

Disk kotası (quota), her kullanıcıya belirli bir depolama sınırı koyan son derece standart bir mekanizma. Doğru yapılandırıldığında gayet güvenli. Hatta güvenliğin bir parçası diyebiliriz; çünkü log’ların, temp dosyalarının veya kötü yazılmış script’lerin kontrolsüz şekilde diski doldurmasını engelleyerek sistemin çökmesini önler. Ek önlem olarak, düzenli yedekleme ve log rotasyonu kullanmanızı öneririm.

Fiyat/Performans dengesini nasıl kurarım?

İşin özü şu: İhtiyacınız kadar kotayı alın, “nasılsa lazım olur” diye üç katını değil. Küçük bir kurumsal site veya kişisel blog için aşırı büyük disk kotası (quota) yerine, daha hızlı depolama (NVMe SSD), iyi bir cache katmanı ve doğru yapılandırılmış bir SSL sertifikası çok daha iyi performans getirir. Trafiğiniz ve içerik hacminiz arttıkça, VDS veya cloud sunucu gibi ölçeklenebilir çözümlere geçmek hem fiyat hem performans açısından daha mantıklı olur.

Taşıma (Migration) işlemi zor mu?

Kendi başınıza yapıyorsanız, kotayı iyi planlamadığınızda taşıma sırasında “yeterli alan yok” hatalarıyla uğraşabilirsiniz. Özellikle büyük sitelerde bu sinir bozucu hale gelir. Bilhost tarafında konuşursak, taşıma sürecini olabildiğince otomatikleştirdik. Kaynak sunucudaki disk kullanımı, veritabanı boyutları ve e-posta kutuları önceden analiz edilip uygun hosting paketi veya sunucuya yönlendiriliyor. Yani “orta yolda disk bitti” senaryosunu yaşamamanız için çoğu adımı biz düşünüyoruz. İhtiyacınız varsa, web hosting veya alan adı tarafındaki hizmetlerimize göz atıp, taşıma sürecini bizim ekiple birlikte kurgulayabilirsiniz.

Sonuç

İşin özü şu: Disk kotası (quota) nedir sorusunun cevabı sadece “kaç GB’ım var?” değil; “bu alanı ne kadar verimli ve kontrollü kullanıyorum?” sorusudur. Teknoloji ne kadar karmaşık görünürse görünsün, doğru yapılandırma hayat kurtarır. Yedekleri, log’ları, cache’i plana bağladığınız, güvenlik ayarlarını ciddiye aldığınız sürece disk kotası sizin düşmanınız değil, sistemin sigortası olur. Eğer bir yerde takılırsanız biz buradayız, yorumlarda sorularınızı bekliyorum.

İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir