1. Anasayfa
  2. Hosting

Hosting Firması Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Hosting Firması Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler
0

Öne Çıkanlar

  • Hosting seçiminde sadece disk ve RAM değil; ağ kalitesi, I/O performansı ve destek ekibinin yetkinliği gerçek farkı yaratır.
  • Kaynak yönetimi ve doğru yapılandırma (I/O, entry processes, cache, veritabanı indeksleri) performansın anahtarıdır.
  • Güvenlik: Gereksiz servisleri kapatmak, SSH anahtarlarıyla giriş ve sağlam firewall/DDoS politikaları kritik önemdedir.
  • PHP ve veritabanı sürümlerini esnek yönetebilen, staging ortamı sunan firmalar daha güvenli ve uyumlu geçiş sağlar.
  • Taşıma, yedekleme ve DNS yönetimi doğru yapılmazsa kesintiler yaşanır; planlı migration ve test süreçleri gereklidir.

Hosting Firması Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli? Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Aslında durum tam olarak şöyle: Bir hosting firmasını seçtiğiniz gün, projenizin kaderini de uzun süreliğine belirlemiş oluyorsunuz. Çünkü domaini, e-postayı, veritabanını, yedekleri ve güvenliği aynı sepete koyuyorsunuz. Sunucu çökerse ya da firma bir gün “biz bu işi bırakıyoruz” derse, siz de ister istemez o dalgalanmadan etkileniyorsunuz. Bu yüzden “ucuz olsun da gerisi önemli değil” mantığı, özellikle ticari projelerde çok pahalıya patlayabiliyor.

İşin püf noktası şurada: Hosting firması seçerken nelere dikkat edilmeli diye sorduğunuzda, çoğu kişi size disk alanı, trafik ve RAM’den bahseder. Oysa gerçek dünyada kullanıcılarımızdan duyduğumuz en büyük şikayet genelde şudur: “Kaynaklarım boş görünüyor ama site yine yavaş.” Nedeni basit: CPU mimarisi, disk I/O, network gecikmeleri ve yazılım yığını (stack) doğru kurgulanmamışsa, kağıt üzerinde güçlü görünen bir sunucu bile pratikte tökezler.

Bir efsaneyi de kırmak lazım: Daha çok işlemci çekirdeği her zaman daha hızlı site demek değildir. Dürüst olmak gerekirse, RAM miktarından ziyade işlemci mimarisi ve depolama tipi (NVMe / SSD) çoğu senaryoda daha kritik; özellikle WordPress, WooCommerce gibi yoğun disk erişimi yapan sitelerde. 8 çekirdek ama yavaş diskli bir VDS, 4 çekirdekli ama NVMe depolamalı iyi optimize edilmiş bir cloud sunucunun yanına bile yaklaşamayabilir. Tıpkı bir araba motoru gibi, sunucular da yüksek trafikte doğru soğutmaya ve yakıta (yani doğru kaynak dengesine) ihtiyaç duyar.

Bu arada, ihtiyacınıza göre klasik web hosting, daha esnek VDS çözümleri veya ölçeklenebilir cloud sunucular arasından seçim yapmak da bu dengenin bir parçası. Yanlış sınıfı seçerseniz, daha kurulum aşamasında gereksiz sınırlar ile uğraşmaya başlarsınız.

Özellik Değer
Hizmet Türü Web Hosting / VDS / Cloud Sunucu
Hedef Kitle Bireysel kullanıcı, ajans, geliştirici ve KOBİ
Zorluk Seviyesi Paylaşımlı hosting için Kolay, VDS/Cloud için Orta – İleri
Öne Çıkan Özellik Hız, stabilite ve fiyat/performans dengesi

Yapılandırma ve Yönetim: Adım Adım

Kaynak Yönetimi – Limitleri Zorlamayın

Şöyle düşünün: Sunucunuzun CPU ve RAM’i, sitenizin “nefes boruları”. Hosting firması seçerken nelere dikkat edilmeli sorusunun teknik tarafında, bu kaynakların hem yeterli olması hem de doğru yönetilmesi yatıyor. Bir hosting firması size limitsiz her şey vaat ediyorsa, genelde görünmeyen ama agresif limitler (I/O, process sayısı, entry process gibi) arka planda devrededir.

Paylaşımlı hosting kullanıyorsanız kontrol panelinizdeki Kaynak Kullanımı veya CPU and Concurrent Connections gibi grafiklere sık sık göz atın. Özellikle I/O usage ve entry processes tepeye vuruyorsa, sayfa açılışlarında yığılmalar hissetmeye başlarsınız. Dürüst olmak gerekirse çoğu zaman sitenin yavaşlamasının sebebi “trafik çok arttı” değil, kötü optimize edilmiş eklentiler, gereksiz cron’lar veya veritabanı sorgularıdır.

“Aşırı kaynak kullanımı” uyarısı geldiğinde panik yapmadan önce kontrol edeceğiniz ilk yer genelde error_log veya php_error.log dosyası olmalı. Çünkü tekrar eden PHP hataları, time-out’lar ve fatal error’lar hem performansı gömer, hem de sunucuya gereksiz yük bindirir. Ardından access_log’a bakıp bot trafiği mi, gerçek kullanıcı trafiği mi gelmiş, onu ayırt etmek gerekir. Bu ayrımı yapmadan paket yükseltmek, sorun çözmekten çok üstünü örtmektir.

Güvenlik Duvarı ve Port Ayarları

Dış dünyaya açık her port, aslında açık bir penceredir. Hosting firması seçerken nelere dikkat edilmeli derken, sadece performansı değil, güvenlik politikalarını da düşünmek gerekiyor. Sunucuda temel bir firewall kurgusu yoksa, brute-force saldırıları bir süre sonra günlük rutininiz haline gelir.

Eğer VDS veya cloud sunucu kullanıyorsanız, ilk yapmanız gerekenlerden biri SSH portunu varsayılan 22’den farklı bir porta taşımak ve mümkünse şifreli girişleri kapatıp sadece SSH key ile bağlanmak olmalı. FTP yerine SFTP veya FTPS tercih etmek, gereksiz servisleri (örneğin kullanılmayan mail sunucusu, eski panel portları) devre dışı bırakmak da işinizi ciddi anlamda kolaylaştırır.

Basit bir kural: Kullanmıyorsanız, kapatın. Varsayılan olarak açık gelen servislerden hangilerinin kapatılabileceğini kontrol panelinizin dökümantasyonunda veya örnek olarak cPanel dokümantasyonunda rahatlıkla görebilirsiniz. Gelişmiş çözümlerle uğraşırken de firmadaki ağ mimarisi ve DDoS koruma politikalarını mutlaka sorun; çünkü iyi bir firewall, tek başına bir özellik değil, tüm altyapının parçasıdır.

Yazılım Uyumluluğu ve PHP/Veritabanı Seçimi

En güncel sürüm her zaman en iyisi mi? Kâğıt üzerinde evet, pratikte her zaman değil. Hosting firması seçerken nelere dikkat edilmeli diye sorarken, firmanın PHP ve veritabanı sürümlerini nasıl yönettiğine mutlaka bakın. Çok eski sürümlerde takılı kalan firmalar güvenlik riski taşır; ancak her şeyi en son sürüme çekip “gerisini siz halledin” diyenler de eklenti ve tema uyumsuzlukları ile baş başa bırakır.

Sağlıklı yaklaşım şu: Aynı sunucu üzerinde birden fazla PHP sürümü sunulmalı ve siz panel üzerinden siteniz için uygun olanı seçebilmelisiniz. Projeniz için test etmeden PHP sürümü yükseltmeyin. Staging (test) ortamında deneyip hataları gördükten sonra canlıya geçmek, özellikle yoğun trafikli sitelerde hayat kurtarır.

Veritabanı tarafında ise altın kural basit: İndeks yoksa performans da yoktur. WordPress gibi sistemlerde sorgular genelde çekirdek düzeyde optimize edilmiştir; asıl problem, eklentilerin açtığı ekstra tablolar ve kötü yazılmış sorgulardır. Slow query log aktifse, oraya ara ara bakıp hangi sorguların süreyi uzattığına dikkat etmek gerekir. Ayrıca veritabanı sunucusunun RAM’e göre yapılandırılması (innodb_buffer_pool_size gibi parametreler) göz ardı edilirse, ne kadar güçlü CPU’ya sahip olursanız olun beklediğiniz performansı alamazsınız.

Uygulama: Kurulum ve Yayına Alma

Terminali açın, şu komutu girin demiyorum ama mantık şu: Önce altyapıyı tanıyın, sonra uygulamayı ona göre yerleştirin. Hosting firması seçerken nelere dikkat edilmeli sorusunun pratik tarafında, kurulum ve yayına alma sürecinin ne kadar “sancısız” olduğu çok önemli.

Örneğin paylaşımlı hosting kullanıyorsanız, tek tıkla kurulum (WordPress installer vb.), otomatik SSL tanımlama, yedekleme sihirbazı gibi araçlar ciddi zaman kazandırır. WordPress hosting gibi özelleşmiş çözümler, genelde bu adımları basitleştirip işi “tema seç, alan adını yönlendir, yayına al” seviyesine indirir.

Daha gelişmiş bir VDS veya cloud sunucuda ise mantık şu sırayla çalışır: Önce işletim sistemini ve temel paketleri kurarsınız, ardından web sunucusunu (Apache/Nginx/OpenLiteSpeed), PHP ve veritabanını ayağa kaldırırsınız. Sonra config dosyalarındaki kritik satırları (örneğin client_max_body_size, memory_limit, upload_max_filesize) projenizin ihtiyaçlarına göre düzenlersiniz. Genelde 5–10 dakikalık birkaç ayar, aylarca sorunsuz çalışacak bir ortam demektir.

DNS tarafını da unutmayalım. Alan adınızı doğru şekilde yönlendirmeden hiçbir şey çalışmaz. Domain yönetimi ve whois kontrolü üzerinden NS kayıtlarının ve A kayıtlarının doğru yerlere baktığından emin olmak, en az sunucunun kendisi kadar önemlidir. SSL tarafında da Let’s Encrypt gibi ücretsiz çözümler iş görür; daha kurumsal projelerde ise kurumsal SSL sertifikaları tercih etmek marka algısı için daha doğru olur.

Bu arada, performansınızı artırmak için Hosting sayfamızdaki diğer çözümlere de bakabilirsiniz.

Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Pratik Çözümler

Sorun Muhtemel Neden Çözüm
Site Yavaş Açılıyor Zayıf önbellekleme veya yüksek sorgu sayısı Redis/Litespeed Cache kurulumu yapın
Bağlantı Zaman Aşımı Firewall engeli veya hatalı DNS Port izinlerini kontrol edin

Gerçekte yaşadıklarımız genelde şöyle: Kullanıcı “Hosting firması seçerken nelere dikkat edilmeli bilmiyordum, en ucuzu aldım; şimdi site çok yavaş” diye geliyor. Loglara bakıyoruz, 300’ün üzerinde aktif WordPress eklentisi, hiçbir cache yok, veritabanı şişmiş. Burada çözüm paket yükseltmek değil, önce yazılımı toparlamak. Litespeed Cache, Redis veya en azından düzgün bir sayfa ve obje cache kurgusu olmadan, en güçlü sunucu bile bir yere kadar dayanır.

Bağlantı zaman aşımlarında da ilk suçlanan genelde “hosting firması” oluyor. Oysa işin arka planında çoğu zaman yanlış DNS kayıtları, Cloudflare benzeri servislerde hatalı ayarlar veya firewall’da unutulmuş bir kural çıkıyor. SSH veya panel erişimi varsa ping, traceroute ve port kontrolleri (örneğin telnet sunucu-adresi 443) sizi hızlıca doğru noktaya götürür.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu tür hosting çözümleri güvenli mi?

Doğru yapılandırılmış ve düzenli güncellenen bir altyapı kullanıyorsanız, evet gayet güvenli. Ama güvenlik sadece firmanın sorumluluğu değil; sizin de güçlü şifreler kullanmanız, panel erişimlerini paylaşmamanız, CMS ve eklentilerinizi güncel tutmanız şart. Ek olarak, SSL sertifikası kullanmak, admin paneline IP kısıtlaması getirmek ve temel WAF kuralları ile çalışmak saldırı yüzeyini ciddi şekilde daraltır.

Fiyat/Performans dengesi nasıl kurulur?

İşin püf noktası şu: İhtiyacınızdan düşük pakete giderseniz sürekli limitlere çarparsınız, gereğinden yüksek pakette ise boşuna para ödersiniz. Önce trafiğinizi, içerik tipinizi (blog, e-ticaret, kurumsal site) ve büyüme hızınızı kabaca hesaplayın. Küçük ve orta ölçekli projeler için optimize bir paylaşımlı hosting paketi çoğu zaman yeterli. Trafik ve kaynak ihtiyacı büyümeye başladığında VDS veya cloud sunucu tarafına geçerek kontrollü şekilde ölçekleyebilirsiniz.

Taşıma (Migration) işlemi zor mu?

Teknik olarak çok adımlı bir süreç gibi dursa da doğru araçlarla gayet yönetilebilir. Dosyaların, veritabanının, e-posta hesaplarının ve DNS’in senkronize bir şekilde taşınması gerekiyor; asıl mesele kesintisiz geçiş. Bilhost tarafında genelde şöyle ilerliyoruz: Önce mevcut verinizi analiz ediyoruz, sonra tam yedek alıp hedef sunucuya aktarıyoruz, daha sonra hosts dosyası veya geçici URL ile test edip en son aşamada DNS yönlendirmesini yapıyoruz. Kullanıcı tarafında çoğu zaman “eski hostingdeki panel bilgilerini paylaştım, geri kalanı siz halledin” seviyesinde konfor sağlıyoruz.

Sonuç

İşin özü şu: Hosting firması seçerken nelere dikkat edilmeli dendiğinde, sadece fiyat tablosuna ve “limitsiz” kelimesine bakmak büyük risk. Altyapı kalitesi, destek ekibinin teknik seviyesi, güvenlik politikaları ve ölçeklenebilirlik seçenekleri, projenizin geleceğini direkt etkiliyor. Teknoloji ne kadar karmaşık görünürse görünsün, doğru yapılandırma ve bilinçli seçimler hayat kurtarır. Eğer bir yerde takılırsanız biz buradayız, yorumlarda sorularınızı bekliyorum.

İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir