Öne Çıkanlar
- En ucuz pakete atlamak yerine ihtiyaç analizi yapın: CPU, RAM, disk tipi (SSD/NVMe) ve I/O limitlerini kontrol edin.
- Kaynak yönetimi ve önbellekleme kritik: doğru cache, gereksiz eklentilerden arınma ve veritabanı optimizasyonu performansı artırır.
- Güvenlik temel: SSH anahtarı kullanımı, FTP yerine SFTP/FTPS ve sıkı firewall kuralları ile saldırı yüzeyini azaltın.
- Yazılım uyumluluğunu staging ortamında test edin ve PHP/DB sürümlerini kolay değiştirebilme esnekliğine sahip olun.
- Kurulumda varsayılan ayarlara güvenmeyin: SSL, DNS, config ve PHP ayarlarına küçük dokunuşlar büyük fark yaratır.
| Hizmet Türü | Paylaşımlı Hosting / VDS / Cloud |
| Hedef Kitle | Bireysel kullanıcı, KOBİ, geliştirici |
| Zorluk Seviyesi | Kolay – Orta (seçtiğiniz hizmete göre) |
| Öne Çıkan Özellik | Performans / Destek / Ölçeklenebilirlik |
Hosting Satın Alırken Yapılan En Büyük 5 Hata Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Hosting satın alırken yapılan en büyük 5 hata, genelde “ya bütçem kısıtlı” diyerek en ucuz pakete atlamak, sonra da “Sitem neden yavaş?” diye destek bileti açmakla başlıyor. İlk başta her şey güzel görünür: Disk bol, trafik “limitsiz”, fiyat kahve parası. Sonra ufak bir trafik artışıyla CPU %100, RAM tavanda, siten 502 hatası veriyor. İşin ilginci, bu tabloya hem ilk defa hosting alan girişimciler hem de yıllardır root yetkisiyle yaşayan geliştiriciler düşebiliyor. Aslında mesele teknik detaylardan çok, ihtiyaç analizi ve doğru okuma. Fiyat elbette önemli ama tek kriter olduğunda uzun vadede her zaman daha pahalıya patlıyor. Bu yazıda, seçim aşamasında yapılan tipik hataları, perde arkasındaki teknik gerçeklerle birlikte konuşacağız. Kahve molasında “hangi hostingi alayım?” diye soran arkadaşına anlatır gibi, ama gayet profesyonel ve ayakları yere basan şekilde.
İşin özüne inelim: Hosting seçimi aslında bir “kaynak planlama” problemi. Amacın basit bir kurumsal site barındırmaksa, paylaşımlı web hosting fazlasıyla yeterli olabilir. Ama WooCommerce gibi ağır bir e-ticaret sitesi, yüksek trafikli bir blog ya da özel yazılım barındıracaksan, VDS veya cloud seçeneklerine kaymak zorunluluk haline geliyor. Yani teknoloji, ihtiyacın yüzünden var; tersine değil.
Dürüst olmak gerekirse, en büyük problem yanlış beklenti. Mesela “8 çekirdekli VDS aldım, uçması lazım” diyen çok kullanıcı gördük. Ama işin püf noktası şurada: Daha çok işlemci çekirdeği her zaman daha hızlı site demek değildir. Çoğu WordPress sitesi için doğru yapılandırılmış 2 çekirdek + hızlı NVMe disk + iyi bir cache, yanlış yapılandırılmış 8 çekirdekten çok daha iyi performans verir. Tıpkı araba motoru gibi, sunucular da yüksek devirde (trafikte) doğru soğutmaya (kaynağa ve optimizasyona) ihtiyaç duyar.
Sektördeki en yaygın efsane şu: “Limitsiz trafik, limitsiz kaynak demektir.” Aslında durum tam olarak şöyle: Trafik çoğu zaman sınırsız olsa bile CPU, RAM, I/O (disk girdi/çıktısı) ve hatta dosya sayısı (inode) limitlidir. Kullanıcılarımızdan en çok duyduğumuz şikayetlerden biri, “Panodan her şey limitsiz görünüyor ama site sürekli kaynak limitine giriyor.” Çünkü kimse satın alma sayfasındaki küçük yazıları, yani CPU, RAM ve I/O limitlerini okumuyor. Hosting satın alırken yapılan en büyük 5 hata genelde bu teknik satır aralarını görmezden gelmekten kaynaklanıyor.
Yapılandırma ve Yönetim: Adım Adım
Kaynak Yönetimi – Limitleri Zorlamayın
Şöyle düşünün: Aynı fiziksel sunucuyu onlarca, bazen yüzlerce kullanıcı paylaşıyor. Paylaşımlı hosting tarafında CPU, RAM ve disk I/O limitleri, hem seni hem de diğer kullanıcıları korumak için var. VDS veya cloud sunucu aldığında bile, fiziksel kaynağın sınırları hala geçerli.
Kaynakları verimli kullanmanın birkaç pratik yolu var:
- Önbellekleme: WordPress kullanıyorsan, Litespeed Cache veya benzeri bir cache eklentisi zorunlu sayılır. Dinamik sorguları statik HTML’e çevirerek CPU ve veritabanı yükünü dramatik şekilde düşürür.
- Gereksiz eklentiler: En sık gördüğümüz hata, “Her iş için bir eklenti” yaklaşımı. Her eklenti CPU, RAM ve I/O tüketir. Kullanmadığın eklentileri sadece kapatma, tamamen kaldır.
- Veritabanı bakımı: WooCommerce ve benzeri sistemler zamanla dev log tabloları oluşturur. Optimize edilmemiş veritabanı, sorgu sürelerini uzatır, CPU’yu yorar.
“Aşırı kaynak kullanımı” uyarısı geldiğinde panik yapmadan önce bakman gereken ilk yer genelde error_log dosyasıdır. Çoğu zaman bir eklentinin patlayan sorguları, tekrarlayan cron görevleri veya optimize edilmemiş bir sorgu, CPU ve RAM’i kilitler. Yani önce log, sonra paket yükseltme. Kaynağı körü körüne artırmak yerine problemi bulmak daha sağlıklı ve daha ucuz.
Güvenlik Duvarı ve Port Ayarları
Dış dünyaya açık her port, açık bir penceredir. Sunucunu bir ev gibi düşün; tüm pencereleri sonuna kadar açarsan, içeri kim giriyor, kim çıkıyor takip edemezsin. Özellikle VDS ve cloud sunucularda, güvenlik duvarı (firewall) ayarlarını ihmal etmek, hosting satın alırken yapılan en büyük 5 hata listesinin görünmeyen ama en tehlikeli maddelerinden biri.
Temel prensipler:
- SSH portu: Varsayılan 22 portunu değiştirmek basit ama etkili bir güvenlik adımıdır. Ayrıca mümkünse parola ile giriş yerine SSH key kullan.
- FTP yerine SFTP: Klasik FTP mümkün olduğunca kapat; SFTP veya FTPS daha güvenli. Kullanmadığın FTP hesaplarını sil.
- Gereksiz servisler: Kullanmadığın her servisi kapat. Örneğin, sunucuda mail servisi kullanmıyorsan SMTP/POP3/IMAP portlarını açık bırakmanın anlamı yok.
- Firewall yapılandırması: Sadece gerçekten ihtiyaç duyduğun portları açık bırak (80, 443, SSH vb.). Geri kalan her şeyi “varsayılan kapalı” prensibiyle yönet.
Çoğu bağlantı sorununda (özellikle VDS tarafında) sebep aslında firewall engeli oluyor. Bağlantı zaman aşımı, SSH erişememe, bazı portlara erişememe gibi durumlarda, “Sunucu çöktü” demeden önce güvenlik duvarına bakmak genelde sorunu çözüyor.
Yazılım Uyumluluğu ve PHP/Veritabanı Seçimi
En güncel sürüm her zaman en iyisi mi? Kulağa modern ve güzel geliyor ama iş üretim ortamına gelince cevap her zaman “evet” değil. PHP versiyonu, MySQL/MariaDB sürümü, hatta Linux çekirdeği bile “yenilik vs. stabilite” arasında bir denge gerektiriyor.
Örneğin, bazı eski WordPress temaları veya eklentileri, en güncel PHP sürümleriyle tam uyumlu olmayabiliyor. Bu durumda sitenin patlamasını beklemek yerine, önce staging (deneme) ortamında test etmek akıllıca. İşin püf noktası şurada: Hosting satın alırken sadece “Hangi PHP sürümünü destekliyor?” diye sormak değil, “Kolayca PHP sürümü değiştirebiliyor muyum?” diye de bakmak gerekir.
Veritabanı tarafında ise altın kural şu: Az sorgu, hafif sorgu, index’li sorgu. Yani:
- Gereksiz SELECT * sorgularından kaçın.
- Sık kullanılan alanlara index ekle.
- Periyodik olarak tablo optimizasyonu yap (özellikle log ve geçici tablolar için).
Performans odaklı projelerde, PHP-FPM ayarları, OPcache, Redis gibi bileşenler de hayati. Bu tarafta cPanel veya benzeri kontrol panellerinin resmi dokümantasyonları (örneğin cPanel’in kendi belgeleri) yapılandırma mantığını anlamak için iyi bir başlangıç noktasıdır. Detaylı yönetim yapacaksan, bu tür dökümantasyonlara göz atmak her zaman kazandırır.
Uygulama: Kurulum ve Yayına Alma
Terminali açın, şu komutu girin demiyorum ama mantık şu: Önce bağımlılıkları kontrol edin, ardından config dosyasındaki kritik satırları düzenleyin. Genelde 5 dakikadan fazla sürmez, ama ne yaptığını bilmezsen bu 5 dakika rahatlıkla 5 saate uzar.
Tipik bir senaryoyu basitleştirelim:
- Alan adı ve DNS: Önce düzgün bir domain alırsın, ardından nameserver veya A kaydıyla hosting hesabına yönlendirirsin. DNS yayılımını hesaba kat; her değişiklik anında yansımayabilir.
- SSL kurulumu: Günümüzde SSL’siz site açmak neredeyse anlamsız. Let’s Encrypt veya ticari bir SSL sertifikası ile HTTP’yi 301 ile HTTPS’ye yönlendirmek temel güvenlik ve SEO adımıdır.
- Dosya ve veritabanı yükleme: FTP/SFTP ile dosyaları gönder, phpMyAdmin veya CLI ile veritabanını içe aktar. Burada kritik nokta, config.php gibi dosyalardaki DB adı, kullanıcı adı, şifre ve host alanlarını doğru doldurmak.
- Config optimizasyonu: WordPress için cache eklentisi, CDN ayarları, PHP memory_limit ve max_execution_time gibi temel PHP ayarlarını projenin ihtiyacına göre düzenlemek.
Hosting satın alırken yapılan en büyük 5 hata içinde, çoğu zaman kurulum aşamasında da aynı mantık hatası tekrarlanıyor: “Varsayılan ayarlar yeter.” Olabilir, ama çoğu projede küçük birkaç dokunuş (cache, PHP versiyonu, timeout limitleri) performansı katlayacak kadar fark yaratıyor.
Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Pratik Çözümler
| Sorun | Muhtemel Neden | Çözüm |
|---|---|---|
| Site Yavaş Açılıyor | Zayıf önbellekleme veya yüksek sorgu sayısı | Redis/Litespeed Cache kurulumu yapın |
| Bağlantı Zaman Aşımı | Firewall engeli veya hatalı DNS | Port izinlerini kontrol edin |
Bu tabloyu biraz açalım. “Site yavaş” şikayeti geldiğinde, herkes önce RAM’e bakar. Oysa çoğu zaman sorun RAM değil, disk I/O veya veritabanıdır. Özellikle paylaşımlı hostingde, kötü yazılmış bir eklenti, dakikada yüzlerce gereksiz sorgu atarak I/O’yu ve CPU’yu kilitleyebilir. Önbellekleme ve sorgu optimizasyonu bu yüzden bu kadar kritik.
Bağlantı zaman aşımı ise genelde DNS veya firewall kaynaklıdır. Yanlış NS girişi, eksik A kaydı, ya da VDS üzerinde yanlış konfigüre edilmiş bir firewall, sitenin dış dünyaya erişmesini engelleyebilir. Ping ve traceroute ile ağ yolunu, firewall ile port durumlarını kontrol etmek çoğu zaman tanı için yeterlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu tür hosting çözümleri güvenli mi?
Doğru yapılandırıldığında evet, oldukça güvenli. Güvenliğin en zayıf halkası genelde insan tarafı oluyor: Zayıf şifreler, güncellenmeyen CMS’ler, yıllarca unutulmuş test alt alanları. Düzenli güncelleme, güçlü parola, 2FA, gereksiz port ve servisleri kapatma gibi adımlarla güvenliği önemli ölçüde artırabilirsin. Ek olarak, SSL ile trafiği şifrelemek ve yönetici panellerini (wp-admin gibi) ek güvenlik katmanlarıyla korumak da şart.
Fiyat/performans dengesini nasıl kurarım?
En ucuz pakete atlamak genelde listeye giren hosting satın alırken yapılan en büyük 5 hata içinde ilk sırada. Yapman gereken şu:
- Tahmini aylık ziyaretçi sayını ve içerik türünü (blog, e-ticaret, kurumsal site) belirle.
- CPU, RAM ve disk tipine (SSD/NVMe) özellikle dikkat et.
- Sunucu konumu ve destek kalitesi ile fiyatı birlikte değerlendir.
Basit kurumsal siteler için paylaşımlı hosting, trafik ve işlem yükü artınca VDS veya cloud sunucu mantıklı. WordPress kullanıyorsan, doğrudan optimize WordPress hosting paketlerine bakmak, hem performans hem de yönetim kolaylığı sunar.
Taşıma (Migration) işlemi zor mu?
Kendin manuel yapmaya kalkarsan, özellikle DNS, e-posta ve SSL tarafında hataya açık bir süreç. Ama profesyonel ekiplerle çalıştığında iş çok kolaylaşıyor. Biz, Bilhost olarak taşıma konusunda kullanıcıyı yalnız bırakmıyoruz; dosya ve veritabanı transferi, DNS yönlendirmeleri ve temel testlerle süreci mümkün olduğunca sorunsuz hale getiriyoruz. Sen projene odaklanırken, altyapı tarafını biz hallediyoruz. Bu arada, performansınızı artırmak için Hosting Başlangıç sayfamızdaki diğer çözümlere de bakabilirsiniz.
Sonuç
İşin özü şu: Hosting satın alırken yapılan en büyük 5 hata, teknik detaylardan çok yanlış önceliklendirmeden çıkıyor. Sadece fiyata bakmak, destek kalitesini ölçmemek, kaynak limitlerini ve yazılım uyumluluğunu okumamak; ilk başta zaman kazandırıyor gibi görünse de, uzun vadede hem performans hem güvenlik hem de maliyet tarafında ciddi sorunlara yol açıyor. Teknoloji ne kadar karmaşık görünürse görünsün, doğru yapılandırma ve bilinçli seçimler gerçekten hayat kurtarır. Eğer bir yerde takılırsan biz buradayız, yorumlarda sorularını bekliyorum.
