1. Anasayfa
  2. Sunucu Teknolojileri

Linux vs Windows Sunucu Seçimi: Hangi Sistem Daha İyi?

Linux vs Windows Sunucu Seçimi: Hangi Sistem Daha İyi?
0

Öne Çıkanlar

  • İşletim sistemi seçimi projeye, kullanılan teknolojiye ve yönetim alışkanlığına göre yapılmalı; PHP/MySQL için genelde Linux, eski ASP.NET/MSSQL için Windows daha uygun.
  • Performans sadece OS meselesi değil; CPU mimarisi, disk I/O, doğru konfigürasyon ve optimizasyon esas belirleyiciler.
  • Güvenlik her iki platformda da yapılandırmaya bağlı; SSH/RDP sertifikasyonu, firewall kuralları ve güncellemeler kritik.
  • Taşıma, doğru dosya + veritabanı + DNS yönetimi ile mümkün; panel ve e-posta taşıma gibi detaylarda sağlayıcı teknik destek büyük fark yaratır.
  • Önce sorguyu/kodu düzelt, sonra sunucuyu büyüt: veritabanı optimizasyonu genelde en yüksek getiri sağlar.

Linux vs Windows Sunucu: Hangi İşletim Sistemini Seçmeli? Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Linux vs Windows Sunucu: Hangi İşletim Sistemini Seçmeli? sorusu genelde şöyle başlıyor: “PHP + MySQL projem var, Linux mu almalıyım?” ya da “ASP.NET kullanıyorum, illa Windows mu olmalı?” İşin cevabı sadece “Linux = PHP, Windows = ASP.NET” kadar basit değil. Evet, temel kural bu. Ama arka planda lisans maliyetinden güvenliğe, yönetim konforundan performansa kadar uzayan bir liste var. Bir de senin tecrübe seviyen. SSH görünce ter basan biriyle, gece 3’te log inceleyen bir sistem yöneticisinin tercihi doğal olarak aynı olmuyor.

Bu yazıda, hangi sunucunun “moda” olduğundan çok, senin projen için hangisinin mantıklı olduğuna odaklanacağız. Tıpkı bir araba seçerken sadece “hızlı olsun” demediğin gibi, sunucu seçerken de sadece “Linux daha hızlıymış” demek yetmez. Projeni, teknolojini, bütçeni ve yönetim alışkanlıklarını masaya yatıralım.

Özellik Değer
Hizmet Türü Web Hosting / VDS / Cloud Sunucu
Hedef Kitle Geliştirici, Ajans, Kurumsal, Orta Ölçekli Projeler
Zorluk Seviyesi Orta – İleri (Linux), Orta (Windows)
Öne Çıkan Özellik Linux için performans/fiyat, Windows için .NET uyumluluğu

Aslında durum tam olarak şöyle: İşletim sistemi seçimi, geliştirme teknolojine ve yönetim alışkanlığına göre verilmeli. PHP, MySQL, Node.js, Python, Ruby, Nginx, Apache gibi klasik web dünyasında yaşıyorsan Linux sunucu neredeyse “default” kabul ediliyor. ASP.NET, .NET Core (özellikle eski framework sürümleri), MSSQL, Active Directory entegrasyonu, Remote Desktop bağımlılığı gibi ihtiyaçların varsa da Windows sunucuya kayıyorsun.

Genelde kullanıcılarımızdan duyduğumuz en büyük efsane şu oluyor: “Windows sunucu ağırdır, Linux her zaman daha hızlıdır.” Yanlış. Uygun donanım, doğru konfigurasyon ve hedefe uygun yazılım seçimi yaparsan Windows da gayet iyi performans verir. Ama aynı kaynakta, aynı PHP/MySQL projesi için konuşuyorsak, Linux tarafı daha hafif, daha oturmuş ekosistem ve daha uygun lisans maliyetiyle öne çıkıyor.

İşin püf noktası şurada: Sadece “hangi işletim sistemi daha iyi?” sorusunu sormak yerine, “Ben ne çalıştıracağım, kim yönetecek, hangi paneli kullanacağım, lisans maliyetim ne olsun?” sorularını beraber düşünmek gerekiyor. Örneğin:

  • cPanel, DirectAdmin, Plesk (Linux tarafında) ile klasik PHP hosting yönetimi yapacaksan, Linux neredeyse tartışmasız.
  • Eski bir ASP.NET Web Forms uygulaman var, MSSQL kullanıyor, Remote Desktop’tan yönetmek istiyorsun; burada Windows açık ara daha mantıklı.

Şöyle düşünün: Bir mimari ofisi kurup AutoCAD çalıştıracağın makinayı “Linux mu, Windows mu?” diye tartışmazsın, AutoCAD ne istiyorsa onu alırsın. Burada da proje ne istiyorsa, onun istediği işletim sistemine gitmek en sağlıklı yaklaşım.

Yapılandırma ve Yönetim: Adım Adım

Kaynak Yönetimi – Limitleri Zorlamayın

Linux vs Windows Sunucu: Hangi İşletim Sistemini Seçmeli? tartışmasında performans kısmı çoğu zaman yanlış ele alınıyor. Herkes önce RAM’e bakıyor. Dürüst olmak gerekirse, RAM miktarından ziyade işlemci mimarisi, disk türü (SSD/NVMe) ve I/O performansı çoğu web projesinde çok daha kritik. Yine de işin kaynağını doğru kullanmak şart.

  • CPU: Özellikle PHP-FPM, ASP.NET uygulamaları, Node.js süreçleri yoğun trafik altında CPU’yu zorlar. Aynı anda çalışan worker sayısını abartırsan, çekirdek sayısından bağımsız olarak context switch yükü sebebiyle sistem kasılır.
  • RAM: MySQL/MariaDB buffer ayarlarını “bol keseden” verirsen, kernel cache alanını boğarsın. Windows tarafında da MSSQL memory kullanımını sınırsız bırakırsan sistem nefes alamaz.
  • Disk / I-O: Tıpkı bir araba motoru gibi, sunucular da yüksek devirde (trafikte) doğru soğutmaya (kaynağa) ihtiyaç duyar. Disk I/O tıkanırsa, elinizde 32 GB RAM olsa bile site yavaşlar.

“Aşırı kaynak kullanımı” uyarısı geldiğinde panik yapmadan önce bakacağın ilk yer genelde şudur: Log dosyaları ve process listesi. Linux’ta top/htop ile hangi servis CPU/RAM yiyor, iotop ile hangi süreç diski zorluyor bakarsın. Windows’ta Task Manager ve Resource Monitor ilk duraktır. Çoğu zaman sorun basittir: Optimizasyon yapılmamış bir sorgu, hatalı çalışan bir cron job, loop’a giren bir script.

Paylaşımlı hosting kullanıyorsan ve sürekli “limit aşıldı” uyarısı görüyorsan, muhtemelen artık VDS sunucu veya Cloud sunucu seviyesine geçme zamanın gelmiştir.

Güvenlik Duvarı ve Port Ayarları

Şöyle düşünün: Dış dünyaya açık her port, ofiste sonuna kadar açık kalmış bir pencere gibi. Bir şey girmeyebilir, ama risk orada. Linux tarafında iptables, firewalld, ufw; Windows tarafında Windows Firewall ile temel yapılandırmayı yapmadan sunucuyu “production” ortamına almak ciddi risk.

  • SSH (Linux): Varsayılan 22 portunu değiştirmek, root ile direkt giriş kapatmak, mümkünse sadece SSH key ile girişe izin vermek iyi bir başlangıç. “root login yes” satırını config’ten kaldırmak bile başlı başına fayda.
  • RDP (Windows): 3389’u olduğu gibi bırakmak saldırı yüzeyini büyütür. Port değişikliği, güçlü şifre, mümkünse IP kısıtlaması ve ek olarak VPN kullanmak büyük fark yaratır.
  • FTP: Mümkünse klasik FTP yerine SFTP (SSH üzerinden) veya FTPS tercih edilmeli. Paylaşımlı hosting kullanıyorsan da şifreni tekrar tekrar kullanmamak, panel ve FTP için farklı şifre setleri belirlemek iyi bir alışkanlık.

Linux vs Windows Sunucu: Hangi İşletim Sistemini Seçmeli? sorusunun güvenlik tarafında net cevabı şu: İkisi de yanlış yapılandırılırsa zayıftır, ikisi de doğru yapılandırılırsa yeterince güvenlidir. Fark; Linux tarafında daha fazla “community best practice”, Windows tarafında ise GUI üzerinden daha kolay yönetim imkanı olması.

Ek olarak, hangi işletim sistemini seçersen seç, HTTPS kullanmak artık lüks değil zorunluluk. SSL sertifikası almadan canlıya çıkmak, günümüzde kullanıcıya “beni ciddiye alma” demek gibi.

Yazılım Uyumluluğu ve PHP/Veritabanı Seçimi

“En güncel sürüm her zaman en iyisidir” lafı sunucularda her zaman geçerli değil. Evet, güvenlik yamaları açısından güncel kalmak zorundasın. Ama ana versiyon geçişleri (PHP 7 → 8, MySQL 5.7 → 8 gibi) proje test edilmeden yapılınca gece 2’de telefon çalması kaçınılmaz oluyor.

Linux vs Windows Sunucu: Hangi İşletim Sistemini Seçmeli? sorusunda uyumluluk tarafı şöyle ayrışıyor:

  • Linux: PHP sürümlerini cPanel/DirectAdmin üzerinden kolayca seçebilirsin. WordPress, Laravel, OpenCart, PrestaShop gibi projelerin büyük çoğunluğu doğrudan Linux + Apache/Nginx üzerinde test edilir.
  • Windows: Eski ASP.NET uygulamaları (özellikle .NET Framework 3.5/4.0 dönemindekiler) genelde IIS + Windows kombinasyonuna sıkı sıkıya bağlıdır. .NET Core ve yeni nesil uygulamalar Linux üzerinde de koşabilir, ama hâlâ birçok kurumsal proje Windows’a bağımlı.

Veritabanı optimizasyonu için altın kuralı verelim: Önce sorguyu düzelt, sonra sunucuyu büyüt. Yani indexesiz, JOIN karmaşasına boğulmuş, gereksiz alan seçen sorguyu aynı sunucuda cache’leyerek biraz hızlandırırsın; ama uygun index ve mantıklı schema ile 2 kat, 3 kat kazanç elde edersin. Disk, RAM ve CPU ancak ondan sonra gündeme gelmeli.

Bu arada, performansınızı artırmak için Sunucu Teknolojileri sayfamızdaki diğer çözümlere de bakabilirsiniz.

Uygulama: Kurulum ve Yayına Alma

Terminali açın, şu komutu girin demiyorum ama mantık şu: Önce neye ihtiyacın olduğunu listele, sonra o ihtiyaçlar için doğru işletim sistemini ve paneli seç, en son da proje dosyaların ve veritabanını taşı.

Tipik bir Linux senaryosu şöyle ilerler:

  1. PHP ve veritabanı versiyonlarına karar verirsin (örneğin PHP 8.1 + MariaDB 10.x).
  2. cPanel veya benzeri panelle domain, DNS, mail ve SSL ayarlarını yaparsın.
  3. Proje dosyalarını FTP/SFTP veya Git ile sunucuya alırsın, config.php gibi yapılandırma dosyalarındaki DB bağlantı ayarlarını düzenlersin.
  4. Gerekliyse .htaccess veya Nginx config dosyasında URL rewrite kurallarını ayarlarsın. Genelde 5–10 dakika içinde site ayağa kalkar.

Windows tarafında mantık çok farklı değil, sadece araçlar değişiyor:

  1. IIS üzerinde site tanımı yaparsın, .NET veya ASP.NET sürümünü seçersin.
  2. Application pool ayarları, pipeline modu, .NET CLR versiyonu gibi detayları düzenlersin.
  3. Proje dosyalarını kopyalar, web.config içinde connection string ve environment ayarlarını güncellersin.
  4. MSSQL tarafında kullanıcı yetkilerini ve bağlantı ayarlarını tamamlarsın.

Özetle: Linux vs Windows Sunucu: Hangi İşletim Sistemini Seçmeli? noktasında kurulum zorluğu değil, daha çok kullandığın yığın (stack) belirleyici oluyor. PHP dünyası için Linux, ASP.NET/MSSQL dünyası için Windows daha rahat akar.

Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Pratik Çözümler

Sorun Muhtemel Neden Çözüm
Site Yavaş Açılıyor Zayıf önbellekleme veya yüksek sorgu sayısı Redis/Litespeed Cache kurulumu yapın
Bağlantı Zaman Aşımı Firewall engeli veya hatalı DNS Port izinlerini kontrol edin

Birkaç ek gerçek senaryo da ekleyelim:

  • Linux’ta PHP projesi 500 hata veriyor: Çoğu zaman dosya/dizin izinleri veya eksik PHP eklentisi. error_log dosyasına bakmadan asla tahmin yürütme. Özellikle shared hosting’de web hosting panelinden hata loglarını kontrol etmek çok iş çözer.
  • Windows’ta ASP.NET uygulaması beyaz sayfa: “CustomErrors” açık, hata detayını gizliyor olabilir. Geçici olarak ayrıntılı hata gösterimini açıp sorunu görmek, IIS loglarını incelemek en hızlı yol.
  • Mail gitmiyor ya da spam’e düşüyor: SPF/DKIM/DMARC kayıtları eksik veya yanlış. Bu noktada da kurumsal e-posta çözümleri ve doğru DNS yapılandırması hayat kurtarır.

Sıkça Sorulan Sorular

Linux vs Windows sunucu güvenli mi?

İkisi de doğru yapılandırıldığında güvenli. Asıl risk, güncellemeleri yapmamak, zayıf şifre kullanmak ve firewall’ı tamamen açık bırakmakta. Linux’ta düzenli paket güncellemeleri, SSH sertifika doğrulama, fail2ban benzeri araçlar; Windows’ta güncel patch’ler, RDP kısıtlamaları ve rol bazlı erişim kontrolü güvenlik seviyesini ciddi şekilde yükseltir.

Fiyat/Performans dengesini nasıl kurarım?

PHP/MySQL, WordPress, WooCommerce tarzı projelerde Linux + paylaşımlı hosting çoğu zaman en verimli başlangıç. Trafik ve kaynak ihtiyacı arttıkça VDS veya Cloud’a geçersin. ASP.NET/MSSQL ağırlıklı kurumsal projelerde ise Windows lisans maliyetini göze alıp, doğru kaynak boyutlandırması yapmak gerekir. Burada da sunucuyu şişirmek yerine sorguları ve kodu optimize etmek, CDN ve cache kullanmak daha uzun vadeli kazanç sağlar. İhtiyacına göre WordPress hosting veya direkt cloud sunucu tercih edebilirsin.

Linux’tan Windows’a veya tam tersi taşıma (migration) işlemi zor mu?

Teknik olarak, aynı teknoloji stack’i olmadıkça (örneğin PHP’yi Linux’tan Windows’a taşımak gibi) bazı ince ayarlar gerekiyor. Ama genel olarak dosya + veritabanı + DNS üçlüsünü doğru yönetirsen süreç çok sancılı değil. Özellikle Bilhost tarafında taşıma işlemlerinde çoğu zaman teknik ekip senin yerine büyük kısmı hallediyor. Panel geçişleri, e-posta taşıma, DNS güncellemeleri gibi detayları adım adım anlatarak ilerliyoruz; sen sadece domain ve proje detaylarını veriyorsun. Domain tarafında da domain sorgulama ve whois sorgulama araçlarını kullanarak alan adını rahatça yönetebilirsin.

Sonuç

İşin özü şu: Linux vs Windows Sunucu: Hangi İşletim Sistemini Seçmeli? sorusunun tek bir doğru cevabı yok; senin projen, kullandığın yazılım dili, veritabanı ve yönetim alışkanlıkların var. PHP/MySQL, WordPress, Laravel gibi projelerde Linux neredeyse otomatik seçiliyor. Eski veya kurumsal ASP.NET/MSSQL uygulamalarında ise Windows hâlâ vazgeçilmez. Hangisini seçersen seç, doğru yapılandırma, düzenli güncelleme, mantıklı kaynak kullanımı ve basit ama etkili güvenlik önlemleri sunucunun kaderini belirliyor.

Teknoloji ne kadar karmaşık görünürse görünsün, doğru yapılandırma hayat kurtarır. Eğer bir yerde takılırsan biz buradayız, yorumlarda sorularını bekliyorum.

İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir