1. Anasayfa
  2. Veritabanı

MongoDB Veritabanı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

MongoDB Veritabanı Hakkında Bilmeniz Gerekenler
0

Öne Çıkanlar

  • MongoDB, esnek document yapısı sayesinde değişken veri modelleri ve hızlı iterasyon gerektiren projeler için uygundur.
  • Doğru indeksleme, yeterli RAM ve hızlı disk I/O olmadan MongoDB performansı ciddi şekilde düşer.
  • Güvenlik: MongoDB’yi doğrudan internete açmayın; IP kısıtlama, kimlik doğrulama ve rol tabanlı yetkilendirme kullanın.
  • Prod ortamında uyumluluk ve sürücü versiyonları önemlidir — staging ortamında test ve load test yapın.

MongoDB Nedir? NoSQL Veritabanı Mantığı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

MongoDB Nedir? NoSQL Veritabanı Mantığı dendiğinde aslında konuştuğumuz şey şu: Klasik satır-sütun tablosu mantığından sıkılan, değişken yapılı verilerle uğraşan geliştiricilerin hayat kurtaran çözümü. Bir yanda relational (MySQL, PostgreSQL) dünya; diğer yanda JSON’a benzeyen esnek dokümanlar üzerinde çalışan MongoDB. Şöyle düşünün: Kullanıcı profilinizde bugün sadece isim ve e-posta var, yarın adres, ertesi gün sosyal medya linkleri eklemek istiyorsunuz. SQL tarafında tabloyu alter et, migration yaz, schema güncelle… MongoDB tarafında ise belgeye yeni alanı ekler, devam edersiniz. İşte bu yazı tam olarak bu esnekliğin arka planındaki mantığı, hangi durumda işe yaradığını ve sunucu tarafında neleri doğru yapılandırmanız gerektiğini anlatıyor. Hem “ilk defa NoSQL’e bakıyorum” diyenleri hem de prod ortamda replica set yönetenleri düşünerek, fazla teoriden çok gerçek dertlere odaklanacağız.

Özellik Değer
Hizmet Türü Veritabanı / NoSQL / Uygulama Altyapısı
Hedef Kitle Geliştirici, DevOps, Orta ve Büyük Ölçekli Proje Sahipleri
Zorluk Seviyesi Orta / İleri
Öne Çıkan Özellik Esneklik, Yatay Ölçeklenebilirlik ve Yüksek Okuma/Yazma Performansı

Aslında durum tam olarak şöyle: Klasik SQL veritabanları “önce şemayı tasarla, sonra veriyi doldur” mantığıyla çalışır. MongoDB ise “önce veriyi kaydet, şemayı zamanla oturt” yaklaşımına yakındır. Bu da dinamik, sık değişen, farklı tipte verilerin aynı koleksiyonda saklandığı projelerde ciddi esneklik sağlar. JSON benzeri document yapısı, modern web API’leri ve mikroservis mimarileriyle çok uyumludur; çünkü zaten çoğu backend JSON ile konuşuyor.

MongoDB’nin asıl varlık sebebi; artan veri hacmi, değişken veri yapıları ve yatayda kolay ölçeklenebilirlik ihtiyacı. Büyük trafik alan uygulamalarda, sadece tek bir güçlü sunucuya abanmak yerine, veriyi birkaç node’a dağıtarak (sharding, replica set) yönetmek artık neredeyse zorunlu. Dürüst olmak gerekirse, “tek MySQL sunucusu ile her şeyi hallederim” dönemi yüksek trafikli projeler için çoktan bitti.

Burada bir efsaneyi de kırmak lazım: “NoSQL her zaman SQL’den hızlıdır.” Hayır, değil. Yanlış tasarlanmış bir MongoDB şeması, index’siz sorgularla çok rahat MySQL’den daha yavaş çalışabilir. Hatta çoğu basit blog, kurumsal site veya klasik CRM senaryosunda düzgün optimize edilmiş bir relational veritabanı hala daha mantıklıdır. İşin püf noktası şurada: MongoDB, esnek yapıda, yoğun okuma-yazma yapan, ilişkilerin çoğunlukla “embedded” tutulabildiği senaryolarda parlıyor. Zorla her projeyi MongoDB’ye taşımaya çalışmak yerine, gerçekten belge tabanlı yapıya uyan projelerde kullanmak daha doğru.

Bu arada, performansınızı artırmak için Veritabanı sayfamızdaki diğer çözümlere de bakabilirsiniz. Yapılandırma, indeksleme ve sorgu optimizasyonu tarafında detaylı ipuçları orada da var.

Yapılandırma ve Yönetim: Adım Adım

Kaynak Yönetimi – Limitleri Zorlamayın

MongoDB hafif bir oyuncak değil, özellikle bellek kullanımı konusunda iştahlıdır. Çoğu kullanıcının yaşadığı ilk şok şu: “Sunucu RAM doldu, swap yemeye başladı, veritabanı resmen sürünüyor.” Bunun sebebi genellikle indekslerin ve sık kullanılan veri setinin belleğe sığmaması. Şöyle düşünün: MongoDB diskten okuma yaptıkça, veriyi RAM’de tutmaya çalışır. RAM yetmiyorsa, sürekli disk I/O yapar ve performans çakılır.

Kaynakları verimli kullanmak için temel adımlar:

  • İndeksleri planlayın: Her alana indeks atmayın, en çok sorgulanan alanlara odaklanın.
  • Uygun veri tipleri kullanın: Gereksiz büyük string alanlar yerine mümkünse sayısal veya daha kompakt tipler.
  • TTL (Time To Live) koleksiyonları düşünün: Geçici log, session gibi veriler için otomatik silinme kullanın.
  • Replica set kuruyorsanız, okuma-yazma yükünü node’lar arasında dengeleyin.

“Aşırı kaynak kullanımı” uyarısı aldığınızda panik yapmadan önce kontrol edeceğiniz ilk yer log dosyalarıdır. MongoDB tarafında genellikle /var/log/mongodb/mongod.log (dağıtıma göre değişebilir) sizin kara kutunuzdur. Yavaş sorgular, bağlantı problemleri, replika senkron sorunları sıklıkla burada kendini belli eder. Ayrıca top, htop ve iotop ile CPU/RAM/disk kullanımını paralel izleyip sorunun sadece MongoDB’den mi yoksa genel sistemden mi kaynaklandığını anlamak gerekir.

Güvenlik Duvarı ve Port Ayarları

Dış dünyaya açık her port, açık bir penceredir. MongoDB varsayılan olarak 27017 portunda dinler ve en sık yapılan hata da şu: Veritabanını doğrudan internete açık bırakmak. Sonrası malum: Bot taramaları, brute force denemeleri, açık veritabanı dump’ları.

İşin doğru yolu:

  • MongoDB’yi sadece localhost’a bağlayın veya uygulama sunucularınızın bulunduğu private network’e (VPC / internal network) açın.
  • Firewall (iptables, firewalld, ufw veya cloud paneliniz) üzerinden 27017’yi sadece gerekli IP’lere izin verecek şekilde kısıtlayın.
  • SSH için de aynı mantık geçerli: Portu değiştirmek tek başına çözüm değil ama iyi bir başlangıç. Mümkünse IP kısıtlaması ve key-based authentication kullanın.
  • Kullanmadığınız servisleri kapatın: FTP sunucusu, gereksiz panel servisleri, debug portları… Ne kadar az açık kapı, o kadar iyi.

Genelde kullanıcılarımızdan duyduğumuz en büyük şikayet şu oluyor: “Veritabanına uzaktan bağlanamıyorum.” Çoğu zaman sorun MongoDB’de değil, firewall veya yanlış bind ayarlarında. Konfig dosyasında (örneğin /etc/mongod.conf) bindIp kısmını kontrol etmek, ardından sunucu üzerindeki firewall kurallarına bakmak ilk adım olmalı.

Yazılım Uyumluluğu ve PHP/Veritabanı Seçimi

En güncel sürüm her zaman en iyisi değil; özellikle prod ortamda. MongoDB, PHP driver, Node.js driver veya kullandığınız framework sürümleri arasında uyumsuzluk olursa, çok garip ve rastgele hatalarla karşılaşabilirsiniz. “Local’de çalışıyor, server’da patlıyor” kabusu genelde buradan çıkar.

Stabilite vs. yenilik dengesini şöyle kurabilirsiniz:

  • MongoDB ve sürücü (driver) sürümlerini resmi uyumluluk tablolarına göre seçin.
  • PHP tarafında, kullanılan framework (Laravel, Symfony vb.) hangi MongoDB driver sürümünü öneriyorsa ona sadık kalın.
  • Prod’a geçmeden önce staging ortamında mutlaka load test ve basit benchmark’lar yapın.

Veritabanı optimizasyonu için “altın kural” şu: Sorgularınızı indekse uygun yazın, indekslerinizi sorgulara göre tasarlayın. Bu iki cümle basit görünüyor ama MongoDB’de performans farkını asıl burada yaratırsınız. Sorgularınızın explain() çıktısına bakın; full collection scan görüyorsanız, orada potansiyel bir yavaşlık kaynağı var demektir.

Uygulama: Kurulum ve Yayına Alma

Terminali açın, şu komutu girin demiyorum ama mantık şu: Önce altyapı bağımlılıklarını kontrol edin. Kullanacağınız işletim sistemi sürümü, MongoDB’nin desteklediği dağıtım listesinde olmalı. Ardından repository ayarlarını yapıp, servis olarak kurulum gerçekleştirirsiniz. Burada önemli olan, kurulumdan hemen sonra default ayarlarla bırakmamak.

İlk bakmanız gerekenler:

  • Depolama yolu (dbPath): Yeterli disk alanı olan, tercihen SSD bir dizin olmalı. I/O yavaşsa, MongoDB de yavaş.
  • bindIp ayarı: Sadece gerekli IP’lere açık olacak şekilde düzenleyin.
  • auth (kimlik doğrulama): Kullanıcı adı/şifre zorunlu olmalı. Anonymous erişimi kapatın.
  • Replica set: Yüksek erişilebilirlik ve veri güvenliği istiyorsanız, en baştan replica set planıyla kurulum yapın; sonradan taşıma her zaman daha zahmetli.

Genelde 5–10 dakikayı geçmeyen ama kritik olan kısım, uygulama tarafındaki bağlantı ayarlarıdır. Connection string içinde retryWrites, readPreference, replicaSet gibi parametreler, üretim ortamında nasıl davranacağınızı belirler. Tek node üzerinde basit bir test ortamı kuruyorsanız çok detaya girmeye gerek yok; ama canlıda çalışan bir e-ticaret sitesi, rezervasyon sistemi veya gerçek zamanlı analitik uygulamada bu parametreler önem kazanır.

Altyapı tarafında ihtiyaç duyduğunuz sunucu tipleri için de, proje ölçeğine göre klasik web hosting yerine VDS veya daha esnek kaynak yönetimi için cloud sunucu seçeneklerine bakmak genelde daha mantıklı olur. Tıpkı bir araba motoru gibi, veritabanı da yüksek devirde (trafikte) doğru soğutmaya (kaynağa) ihtiyaç duyar.

Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Pratik Çözümler

Sorun Muhtemel Neden Çözüm
Site Yavaş Açılıyor Zayıf önbellekleme veya yüksek sorgu sayısı Redis/Litespeed Cache kurulumu yapın
Bağlantı Zaman Aşımı Firewall engeli veya hatalı DNS Port izinlerini kontrol edin

MongoDB tarafına özel birkaç ek durumdan da bahsedelim:

  • “Connection refused” hatası: Çoğunlukla servis çalışmıyordur veya yanlış port/bind ayarı vardır. systemctl status mongod ile başlayın.
  • Yavaş sorgular: db.collection.find(...).explain("executionStats") ile sorguyu inceleyin, gerekirse uygun indeks ekleyin.
  • Disk hızla doluyor: Log’lar veya gereksiz büyüyen koleksiyonlar olabilir. TTL indeksler, arşivleme ve log rotasyonu kullanın.

Sıkça Sorulan Sorular

MongoDB güvenli mi?

MongoDB güvenli mi?
Doğru yapılandırıldığında evet, oldukça güvenli. Tehlike genelde yanlış ayarlardan geliyor: Herkese açık port, kapatılmamış anonymous erişim, zayıf parolalar… IP kısıtlaması, güçlü şifre politikası, rol bazlı kullanıcı yetkilendirmesi ve düzenli güncelleme yaptığınız sürece, MongoDB üretim ortamında gönül rahatlığıyla kullanılabilir. Ek olarak, proje tarafında HTTPS kullanmak için bir SSL sertifikası ile trafiği şifrelemek de uçtan uca güvenlik açısından önemli.

Fiyat/Performans dengesi nasıl kurulur?

Fiyat/Performans dengesi nasıl kurulur?
RAM ve disk I/O, MongoDB için en kritik iki kalem. Dürüst olmak gerekirse, çoğu projede “bir tık daha hızlı CPU” yerine “daha iyi SSD ve yeterli RAM” size daha fazla performans kazandırır. Küçük projelerde düşük kaynaklı bir VDS ile başlayıp, veri hacmi ve trafik arttıkça dikey/yatay ölçeklendirme yapmak mantıklı. Aynı zamanda sorgu tasarımını ve indeksleri optimize ederek, donanım maliyetini ciddi oranda aşağı çekebilirsiniz; yani sadece “daha büyük sunucu” alarak değil, akıllı veritabanı tasarımıyla da performans kazanırsınız.

Taşıma (Migration) işlemi zor mu?

Taşıma (Migration) işlemi zor mu?
Klasik SQL’den MongoDB’ye geçiş, birebir tablo-karşılık koleksiyon mantığıyla düşünülürse zorlayıcı görünebilir. Çünkü MongoDB Nedir? NoSQL Veritabanı Mantığı tam olarak bu birebir eşleşmeyi kırar; veriyi belgeler ve ilişkisel olmayan yapılar halinde düşünmeniz gerekir. Ancak doğru planlandığında, adım adım ilerleyen bir migration süreciyle iş oldukça yönetilebilir hale gelir. Biz projelerde genelde önce okuma operasyonlarını MongoDB’ye taşıyıp, sonra yazma tarafını kademeli geçirmenizi öneriyoruz. Altyapı tarafında da, veritabanını taşıyacağınız sunucu çözümünü doğru seçerseniz (örneğin esnek kaynak yönetimi için cloud sunucu kullanmak) iş yükü azalır. Bilhost tarafında taşıma süreçlerinde, DNS yönlendirmeden veri kopyalamaya kadar yol gösteren bir ekosistemle ilerlediğimiz için, “gözümde büyüttüğüm kadar değilmiş” cümlesini sık duyuyoruz.

Sonuç

İşin özü şu: MongoDB Nedir? NoSQL Veritabanı Mantığı ilk bakışta karmaşık görünebilir; document yapısı, sharding, replica set, indexing derken insanın kafası karışıyor. Ama doğru yapılandırma, düzgün güvenlik ayarları ve mantıklı bir şema tasarımıyla, özellikle dinamik ve yüksek trafikli uygulamalarda ciddi rahatlık sağlar. Geleneksel SQL’i çöpe atmak değil, doğru yerde doğru aracı kullanmak önemli. Eğer bir yerde takılırsanız biz buradayız, yorumlarda sorularınızı bekliyorum.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir