Öne Çıkanlar
- Tek kod tabanıyla iOS ve Android için native bileşenler kullanan uygulamalar geliştirin; WebView değil, gerçek native bileşenler.
- Performans mimari ve optimizasyona bağlıdır — gereksiz render, kötü listeler veya ağır JS bundle’lar uygulamayı yavaşlatır.
- Backend, SSL, API ve veritabanı optimizasyonu mobil deneyimi doğrudan etkiler; altyapıyı ihmal etmeyin.
- Kurulumda Expo vs. vanilla React Native, imzalama, environment ayarları ve testler kritik rol oynar.
- Güvenlik için HTTPS/SSL, doğru port ve firewall ayarları, anahtar yönetimi ve sertifika konfigürasyonu gereklidir.
React Native nedir sorusunun arkasında aslında çok net bir dert var: “Tek kod yazayım, hem iOS’ta hem Android’de çalışsın; ama performans da çöp olmasın.” Mobil geliştirme işine giren hemen herkesin kafası burada karışıyor. Native mi yazayım, hibrit mi olsun, yoksa webview’le işi kotarır mıyım? React Native tam bu sancının ortasında doğdu. Facebook (şimdiki Meta), “React’le web tarafında component mantığını sevdirdik, aynı mantığı mobile taşıyalım” dedi ve ortaya, JavaScript/TypeScript yazarak native’e oldukça yakın performans alabileceğiniz bir framework çıktı. Yani tek projeyle iki platform, ama HTML içinde dönen bir webview değil; gerçek native bileşenler. İşin güzelliği şu: Web geçmişi olan bir geliştirici için giriş bariyeri oldukça düşük, ama ayarını kaçırırsanız performans tarafında da tokadı yersiniz.
| Hizmet Türü | Mobil Uygulama Geliştirme Framework’ü |
| Hedef Kitle | Geliştirici / Start‑up / Kurumsal |
| Zorluk Seviyesi | Orta |
| Öne Çıkan Özellik | Tek kod tabanıyla çapraz platform |
React Native Nedir? Hakkında Bilmeniz Gerekenler
React Native nedir sorusunu teknik olarak şöyle özetleyebiliriz: JavaScript (veya TypeScript) kullanarak iOS ve Android için tek bir kod tabanından, native bileşenler kullanan mobil uygulamalar geliştirmeye yarayan bir framework. Yani ekrana bastığınız buton, alttan aslında platformun kendi native butonuna karşılık geliyor; bu da klasik webview tabanlı hibrit uygulamalara göre çok daha akıcı bir deneyim sağlıyor.
Bu teknoloji neden var? Çünkü iki ayrı native ekip, iki ayrı kod tabanı, iki ayrı deploy süreci ciddi maliyet. Start‑up’lar “iOS ayrı, Android ayrı” lüksüne çoğu zaman sahip değil. Kurumsallar bile, bakım maliyetleri ve release süreçleri yüzünden bu modeli uzun vadede yorucu buluyor. İşin püf noktası şurada: React Native tamamen her şeyi tek kodla çözüyor demek de doğru değil. Yüzde 80–90 ortak kod mümkün, ama çok platform spesifik işiniz varsa (kamera, bluetooth, ağır animasyonlar, ileri düzey harita işlemleri vs.) native köprülere (bridgelere) girmeniz kaçınılmaz.
Dürüst olmak gerekirse, sektörde en sık duyduğum efsane şu: “React Native her zaman daha yavaştır, native’in yanına bile yaklaşamaz.” Tam olarak böyle değil. Kötü yazılmış bir native uygulama, iyi optimize edilmiş bir React Native projeden rahatlıkla daha ağır çalışabiliyor. Asıl fark, CPU’yu, bellek kullanımını ve özellikle render sayılarını nasıl yönettiğinizde. Tıpkı sunucu tarafında “daha çok çekirdek = daha hızlı site” efsanesinin her zaman doğru olmaması gibi, “native = otomatikman en hızlı” da tek başına doğru değil; mimari tasarım ve optimizasyon tercihi belirleyici.
Bu arada, performansınızı artırmak için Yazılım sayfamızdaki diğer çözümlere de bakabilirsiniz. Web API’larınızı, backend yapınızı ve caching stratejilerinizi iyi kurgulamazsanız, en şık React Native arayüz bile kullanıcıya yavaş gelir.
Yapılandırma ve Yönetim: Adım Adım
Kaynak Yönetimi – Limitleri Zorlamayın
Sunucu tarafında “CPU %100 olmuş, load fırlamış” paniklerini biliyoruz; mobilde de benzer senaryo var, sadece gözünüzde htop yok. React Native uygulamada her şeyi state’e atıp, her tıklamada bütün ekranı tekrar render ederseniz, orta segment telefonda kullanıcıyı kaybedersiniz. Şöyle düşünün: Her ufak değişiklikte tüm sayfayı yeniden boyayan bir tarayıcı gibi.
Kaynakları verimli kullanmak için birkaç temel nokta:
- Gereksiz render’ları azaltın: React.memo, useCallback, useMemo gibi araçları doğru kullanın. Ama her şeyi de ezbere “memo”lamayın; profillemeden yapılan optimizasyon bazen daha da karmaşa yaratır.
- Liste performansı: “Biraz da scroll var” diye
ScrollViewiçine 5000 eleman gömmeyin. Uzun listelerde mutlakaFlatListveyaSectionListkullanın,initialNumToRender,windowSize,getItemLayoutgibi props’ları ince ayarlayın. - Ağ (network) istekleri: Her ekran açıldığında backend’e gereksiz istek atmayın. Cache (örneğin React Query, SWR mantığı), debounce ve pagination mekanizmaları kurun.
“Aşırı kaynak kullanımı” uyarısının mobil eşleniği genelde şu şekilde gelir: Uygulama ısınıyor, animasyonlar kasıyor, scroll frame atlıyor, pil hızlı eriyor. Panik yapmadan önce kontrol edilecek ilk yer performans profili. Geliştirici menüsünden (Dev Menu) ve React Native Debugger/Flipper gibi araçlarla şuna bakın: Hangi ekranlarda render sayısı saçma şekilde artıyor, hangi komponent sürekli yeniden çiziliyor, hangi API çağrısı bir döngüye girmiş gibi davranıyor? Sunucuda top veya htop açıp CPU yiyen prosesi ararız ya, burada da benzer mantık geçerli.
Güvenlik Duvarı ve Port Ayarları
“Mobil uygulamada ne firewall’ı?” diye düşünebilirsiniz ama işin arka planında yine sunucu ve servisler var. React Native istemci tarafı sadece bir arayüz; asıl işin döndüğü API, veritabanı, authentication katmanı sizin sunucularınızda.
Şöyle düşünün: Dış dünyaya açık her port, açılmış bir pencere. Uygulamanız sadece HTTPS üzerinden 443 portuna gidecekse, sunucuda diğer gereksiz portları kapalı tutmak, test environment’larını dış dünyaya kapatmak iyi bir refleks. Özellikle kendi backend’inizi yönetiyorsanız:
- SSH portunu varsayılan 22’den farklı bir değere alın, brute force saldırıları ciddi oranda azalır.
- FTP servislerini mümkünse kapatın; SFTP veya FTPS kullanın. Hatta CI/CD pipeline’la doğrudan deploy etmek daha sağlıklı.
- API’nın sadece gerekli IP aralıklarından erişilebilir olması gereken iç endpoint’leri varsa, firewall’da bunları kısıtlayın.
Uygulama trafiğinizin güvenliği için mutlaka bir SSL sertifikası kullanın. React Native nedir diye soran pek çok kişinin atladığı nokta şu: Uygulama markette güvenli görünse bile, backend HTTP ise hala düz metin dolaştırıyorsunuz. Özellikle login, ödeme, kişisel veri taşıyan isteklerde bu kabul edilebilir değil.
Yazılım Uyumluluğu ve PHP/Veritabanı Seçimi
React Native istemci tarafı, ama konuştuğu backend genelde PHP/Laravel, Node.js, .NET veya başka bir stack oluyor. “En güncel sürüm her zaman en iyisi” cümlesi burada tam olarak doğru değil. Yeni sürümler genelde performans ve güvenlik açısından iyi olsa da, kütüphane uyumsuzluğu ve beklenmeyen bug’larla da karşılaşabilirsiniz.
Örneğin bir REST API’niz PHP 7.x üzerinde stabil çalışıyorsa, direkt 8.x’e atlarken staging ortamında ciddi test yapmadan geçmeyin. Aynı şey Node.js veya veritabanı motoru için de geçerli. Özellikle React Native uygulama production’a çıktıktan sonra, backend tarafında “şöyle hızlıca güncelledik” cümlesi bazen bütün mobil kullanıcıyı error ekranıyla tanıştırabiliyor.
Veritabanı optimizasyonu için altın kural şu: Önce sorguyu düzelt, sonra donanımı yükselt. Tıpkı trafik alan bir siteyi hızlandırırken önce indeksler, sorgular, cache katmanı; en son RAM/CPU arttırmak gibi. Mobil uygulamanızda yavaşlık hissediliyorsa:
- Sorgularınızda gereksiz JOIN’ler var mı?
- En çok kullanılan endpoint’ler için uygun indeksler tanımlı mı?
- Liste ekranlarında sayfalama (pagination) kullanıyor musunuz, yoksa “bütün kayıtları çek” mi diyorsunuz?
Eğer backend’i paylaşımlı hosting yerine daha kontrollü bir ortamda yönetmek istiyorsanız, ölçeklenebilir API’lar için cloud sunucu ya da daha sabit kaynak isteyen projeler için VDS tarafına bakmak mantıklı olabilir.
Uygulama: Kurulum ve Yayına Alma
Terminali açın, şu komutu girin demiyorum ama mantık şu: Önce geliştirme ortamının bağımlılıklarını kontrol etmeniz gerekiyor. Node.js sürümü, paket yöneticiniz (npm/yarn), JavaScript tarafında TypeScript kullanacaksanız onun konfigi, Android için Java ve Android SDK, iOS için Xcode ve ilgili CLI araçları. Versiyon karmaşası React Native projelerinde gördüğüm en yaygın ilk engel.
Sonra proje oluşturma aşaması geliyor. npx react-native init ile klasik bir yapı kurabilirsiniz ya da Expo gibi bir katmanla başlangıcı daha kolay hale getirebilirsiniz. Burada karar noktası şu: Daha hızlı başlangıç ve bazı hazır çözümler için Expo, daha ince ayar ve tam kontrol için vanilla React Native. “Uzun vadede native modüller yazacağım, özel build ayarları yapacağım” diyorsanız, Expo’dan çıplak projeye (bare workflow) geçiş yapmayı da hesaba katmanız gerekir.
Ardından config dosyalarındaki kritik satırlar: Paket adları (bundleId, applicationId), imzalama sertifikaları, API endpoint’lerinin environment’a göre (dev/stage/prod) ayrılması, logging seviyeleri. Bu kısım genelde 5–10 dakikalık kurcalama ile çözülür ama yanlış yapılırsa, production’da debug log basan, test endpoint’ine giden bir uygulamayla uğraşmak zorunda kalırsınız.
Yayına alma tarafında da mantık net: Build al, gerçek cihazlarda test et, crash ve performans analiz araçlarını entegre et (Sentry, Firebase Crashlytics vb.), sonra mağaza gereksinimlerine uygun şekilde paketle. Uygulamanın konuştuğu domain’iniz için düzgün bir domain ve SSL ayarlamayı unutmadan. Web tarafında landing page veya panel gerekiyorsa, web hosting veya özel WordPress hosting ile bunu da ayrı bir katman olarak kurgulayabilirsiniz.
Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Pratik Çözümler
| Sorun | Muhtemel Neden | Çözüm |
|---|---|---|
| Uygulama Çok Yavaş Açılıyor | Aşırı büyük JS bundle, ağır asset’ler, başlangıçta gereksiz API çağrıları | Lazy load kullanın, görselleri optimize edin, başlangıçta sadece kritik verileri çekin |
| Liste Scroll Ederken Takılıyor | ScrollView ile binlerce öğe render edilmesi, key veya layout optimizasyonu eksikliği | FlatList/SectionList kullanın, getItemLayout ve uygun key’ler tanımlayın |
| API Çağrıları Bazen Zaman Aşımına Uğruyor | Yetersiz backend kaynakları, kötü sorgular, firewall veya DNS hataları | Sunucu kaynaklarını ve sorguları optimize edin, port izinlerini ve DNS ayarlarını kontrol edin |
| Push Bildirimleri Gelmiyor | Yanlış sertifika/anahtar, yanlış environment (sandbox/prod) karışıklığı | Firebase/APNs ayarlarını yeniden yapılandırın, test ve canlı anahtarları karıştırmayın |
| Site Yavaş Açılıyor | Zayıf önbellekleme veya yüksek sorgu sayısı | Redis/Litespeed Cache kurulumu yapın |
| Bağlantı Zaman Aşımı | Firewall engeli veya hatalı DNS | Port izinlerini kontrol edin |
Sıkça Sorulan Sorular
React Native güvenli mi?
React Native nedir diye araştıranların önemli kısmı güvenlikten çekiniyor. Framework’ün kendisi, doğru kullanıldığında gayet güvenli. Asıl açıklar genelde backend tarafında, yanlış yapılandırılmış API’larda, zayıf SSL/TLS kullanımında veya kod içinde açık bırakılan gizli anahtarlarda ortaya çıkıyor. Kod içine API key gömmemek, token’ları güvenli saklamak ve bütün trafiği HTTPS ile şifrelemek temel önlemler. Arka plandaki alan adı, sertifika ve e‑posta yapınız için de kurumsal e‑posta ve güvenli domain yönetimi önemli.
Fiyat/Performans dengesi nasıl kurulur?
İşin maddi tarafı üç bacaklı: Geliştirme maliyeti, bakım maliyeti ve altyapı maliyeti. React Native, tek ekip ve tek kod tabanıyla geliştirme + bakım maliyetinizi ciddi şekilde düşürebilir. Performans tarafında ise backend’inizi akıllıca konumlandırmanız gerekiyor. Trafiği yüksek bir uygulamayı paylaşımlı hosting’de zorlamaktansa, API için bir cloud sunucu ya da VDS, web tarafı için uygun bir web hosting çözümüyle genelde en sağlıklı dengeyi yakalarsınız.
Taşıma (Migration) işlemi zor mu?
İki açıdan bakmak lazım: Uygulama kodu ve sunucu/altyapı. React Native kodunu bir repodan diğerine, bir CI/CD pipeline’ından diğerine taşımak nispeten basit. Asıl kritik olan backend ve domain, SSL, DNS gibi servislerin kesintisiz taşınması. Burada iyi planlama yaparsanız, kullanıcı neredeyse hiçbir şey fark etmez. Biz Bilhost tarafında, özellikle API ve web servisleri taşıma konusunda süreci olabildiğince otomatikleştirip sadeleştiriyoruz; DNS geçişleri, SSL yenilemeleri, veritabanı aktarımları gibi “can sıkıcı ama kritik” adımlarda destek alarak migration acısını minimuma indirebilirsiniz.
Sonuç
İşin özü şu: React Native nedir sorusunun cevabı sadece “JavaScript’le mobil uygulama yazma aracı” değil. Doğru yapılandırma, dengeli kaynak kullanımı ve sağlam bir backend ile birleştiğinde, hem iOS hem Android’de gayet profesyonel, performanslı uygulamalar geliştirebileceğiniz bir ekosistem. Teknoloji ilk bakışta karmaşık görünebilir; paket sürümleri, native köprüler, mağaza kuralları derken insanın başı dönebiliyor. Ama adım adım gittiğinizde, tıpkı iyi yapılandırılmış bir sunucu gibi, yıllarca baş ağrıtmadan iş gören bir sistem kurmak mümkün. Eğer bir yerde takılırsanız biz buradayız, yorumlarda sorularınızı bekliyorum.
