Öne Çıkanlar
- Trafik kotası aşıldığında site askıya alınma, ek ücretlendirme, hız düşürme veya firewall arkasına alma gibi sonuçlar olabilir.
- Asıl problem genelde kotayı neyin doldurduğunu bilmemektir: gerçek kullanıcı, bot/DDoS, hotlink veya log şişmesi olabilir.
- Önleme ve hafifletme: cache, CDN, görsel optimizasyonu, rate limiting ve log takibi gibi yöntemler kritik öneme sahiptir.
- Yayın öncesi doğru yapılandırma (gzip, cache, config kontrolü) ve PHP/DB optimizasyonu, aynı pakette daha fazla ziyaretçi taşımanıza yardımcı olur.
Trafik Kotası Aşılırsa Ne Olur? Gerçekte Başınıza Gelecekler
Trafik kotası aşılırsa ne olur sorusu genelde şu sahneyle başlar: Sabah kahvenizi alırsınız, siteyi açarsınız… ve bomboş bir sayfa. Ya da “Resource limit is reached” tarzı bir hata. İşin kötüsü, çoğu zaman bu noktaya gelene kadar hiçbir uyarı almadığını düşünen çok kullanıcı var.
Aslında durum tam olarak şöyle: Hosting paketinizin bir “bant genişliği” ve “aylık trafik kotası” var. Ziyaretçileriniz her sayfa yüklediğinde, her resim görüntülendiğinde, her CSS/JS indiğinde bu kota azar azar dolar. Bunu bir internet paketiniz varmış gibi düşünün; gigabayt bitti mi, ya hızınız düşer ya da bağlantı kesilir. Hosting tarafında da benzer: Bazı firmalar kotanız dolduğunda siteyi direkt kapatır, bazıları aşım için ek ücret yazar, bazıları da otomatik hız düşürme veya askıya alma uygular.
İşin püf noktası şurada: Sorun sadece “kapanma” değil. Loglar şişer, disk dolmaya yaklaşır, CPU ve I/O tavan yaptığında aynı anda hem kaynak hem trafik limitine toslarsınız. Yani tek bir uyarı beklemeyin; genelde hepsi beraber gelir.
| Hizmet Türü | Hosting / VDS / Cloud |
| Hedef Kitle | Bireysel, Kurumsal, Geliştirici |
| Zorluk Seviyesi | Orta |
| Öne Çıkan Özellik | Kaynak Yönetimi ve Süreklilik |
Trafik Kotası Aşılırsa Ne Olur? Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Şöyle düşünün: Trafik kotası aslında sizi ve sunucuyu korumak için var. Herkese limitsiz trafik verelim, ne olacak ki diye düşünmek kolay. Ama aynı fiziksel sunucuyu onlarca, bazen yüzlerce müşteri paylaşıyor. Bir sitenin aniden 1 TB trafik yemesi demek, diğer sitelerin de sürünmesi demek.
Genelde kullanıcılarımızdan duyduğumuz en büyük şikayet şu oluyor: “Rakip firma limitsiz trafik veriyor, siz niye kota koyuyorsunuz?” Cevap net: Gerçek anlamda “tamamen limitsiz” diye bir kaynak yok. Ya I/O’dan, ya CPU’dan, ya da adil kullanım politikasından duvara tosluyorsunuz. Yani efsaneyi net söyleyelim:
“Limitsiz trafik = Sonsuz ziyaretçi” diye bir şey yok.
Trafik kotası aşıldığında neler olabilir?
- Site otomatik olarak askıya alınır (503, 508 veya özel bir uyarı sayfası görebilirsiniz).
- Bazı sağlayıcılarda aşan GB başına ek ücret yazılır.
- Hızınız ciddi oranda düşürülür, sayfalar açılıyor gibi görünür ama kullanıcı deneyimi çöker.
- Yoğun saldırı (DDoS, bot trafiği) varsa, IP veya domain geçici olarak firewall arkasına alınabilir.
Dürüst olmak gerekirse, asıl sorun çoğu zaman trafik kotasının dolması değil, kotayı neyin doldurduğunu bilmemek. Gerçek kullanıcı mı, saldırı mı, hotlink (başka siteler sizin görsellerinizi mi kullanıyor), yoksa loglar mı şişmiş? İşte burayı anlamadan sadece “paket yükseltelim” demek, musluktan akan suyu kapatmadan kovayı büyütmeye benziyor.
Bu arada, performansınızı artırmak için Hosting sayfamızdaki diğer çözümlere de bakabilirsiniz.
Kaynak Yönetimi – Limitleri Zorlamayın
Trafikle kaynak kullanımı birbirine sıkı sıkıya bağlı. Site çok trafik aldığında sadece GB dolmuyor; CPU, RAM ve disk I/O da aynı oranda yoruluyor. Tıpkı bir araba motoru gibi, sunucular da yüksek devirde (trafikte) doğru soğutmaya (kaynağa) ihtiyaç duyar.
Verimli kullanım için birkaç temel nokta:
- Cache kullanın: WordPress için LiteSpeed Cache veya benzeri bir eklenti, trafik artışında hayat kurtarır. Aynı sayfayı her istekte yeniden oluşturtmazsınız.
- Statik dosyaları optimize edin: Görselleri küçültün, CSS/JS’yi minimize edin. Azalan boyut = daha az trafik + daha hızlı site.
- Log dosyalarını takip edin: Aşırı kaynak kullanımı uyarısı geldiğinde panik yapmadan önce kontrol edeceğiniz ilk yer
access.logveerror.logdosyaları olsun. Genelde olağan dışı bot trafiği veya belirli bir URL’ye spam istekler hemen göze çarpar. - CDN düşünün: Statik içerikleri bir CDN üzerinden sunmak, hem bant genişliği yükünüzü alır hem de küresel hız kazandırır.
Aslında durum şöyle: Çoğu kişi “RAM’im az, CPU’m yetmiyor” diye yakınıyor ama sayfa başına 100+ sorgu atan ağır bir sorgu yapısı varsa, siz 2 GB’tan 4 GB’a da çıksanız acı sadece ertelenir.
Güvenlik Duvarı ve Port Ayarları
Trafik kotası aşılırsa ne olur sorusunun arka planında çoğu zaman kötü amaçlı trafik de gizlenir. Dış dünyaya açık her port, açık bir penceredir. Pencere açık olmasın demiyoruz ama en azından sineklik takalım.
Bazı temel adımlar:
- SSH portunu değiştirin: Varsayılan 22 portu brute-force botlarının bir numaralı hedefidir. Farklı bir port kullanmak, saldırı hacmini ciddi azaltır.
- FTP yerine SFTP kullanın: Mümkünse klasik FTP’yi tamamen kapatın. SFTP hem daha güvenli hem de genelde daha az saldırı alır.
- Firewall kuralları: Kullanmadığınız servislerin portlarını kapatın. Örneğin mail sunucusu kullanmıyorsanız, ilgili portları (25, 465 vs.) gereksiz yere açık bırakmayın.
- Rate limiting: Aynı IP’den gelen anormal istekleri sınırlayın. Böylece DDoS benzeri durumlarda hem sunucuyu hem de trafiğinizi korumuş olursunuz.
İşin püf noktası şu: Trafiği sadece artırmaya odaklanmayın, filtrelemeyi de öğrenin. Gereksiz istekleri en başta kesmezseniz, kota da yanar kaynaklar da.
Yazılım Uyumluluğu ve PHP/Veritabanı Seçimi
“En güncel sürüm her zaman en iyisidir” cümlesi yarı doğru, yarı tehlikeli. Evet, yeni PHP sürümleri genelde daha hızlı ve daha güvenli. Ama tüm eklentileriniz ve temanız buna hazır mı?
Şöyle düşünün: PHP 8.x’e geçersiniz, teoride performans kazanırsınız. Ama uyumsuz bir eklenti yüzünden hata alan sayfa, kullanıcı için “yavaş”tan daha kötü; direkt çalışmıyor. Dürüst olmak gerekirse, kritik bir üretim sitesinde “bir tık eski ama taş gibi stabil” sürüm bazen çok daha güvenlidir.
Veritabanı tarafında altın kural şudur:
“Her şeyi sorguyla çözmeye çalışma, doğru index kullan.”
Basit ama etkili birkaç öneri:
- Sık kullanılan sorgular için uygun index’ler açın.
- “SELECT *” alışkanlığından vazgeçin, gerçekten ihtiyacınız olan alanları çağırın.
- Oturum ve cache verilerini mümkünse ayrı bir sistemde (örneğin Redis) tutun; böylece MySQL üzerindeki gereksiz yükü azaltırsınız.
Doğru PHP ve veritabanı yapılandırması, aynı trafiği çok daha az kaynak tüketerek sunmanızı sağlar. Yani aynı hosting paketinde daha çok ziyaretçiyi taşırsınız, trafik kotasını da daha verimli kullanırsınız.
Uygulama: Kurulum ve Yayına Alma
Terminali açın, şu komutu girin demiyorum ama mantık şu: Trafik kotası aşılırsa ne olur sorusuna hazırlıklı olmak için, siteyi yayına almadan önce birkaç kritik noktayı baştan planlamak gerekiyor.
Adım adım kafada kurulacak süreç şöyle olabilir:
- Önce bağımlılıkları kontrol edin: Kullanacağınız CMS’in (WordPress, Laravel vb.) desteklediği minimum PHP ve MySQL/MariaDB sürümlerini netleştirin. Hosting paketinizle uyumlu mu, bakın.
- Config dosyalarını gözden geçirin: Örneğin WordPress için
wp-config.phpiçinde veritabanı bağlantıları, cache ayarları, debug modları… Buradaki ufak bir yanlış, logların patlamasına ve hem disk hem trafik kullanımının sapıtmasına neden olabilir. - Önbellekleme ve gzip’i aktif edin: Sunucu tarafında gzip/brotli ve tarayıcı cache başlıklarını ayarlayın. Bir kere indirilen dosyanın tekrar tekrar indirilmesine gerek yok.
- Görselleri ve dosyaları optimize ederek yükleyin: Siteyi canlıya almadan önce büyük görselleri sıkıştırın. 5 MB’lık slider görseli koyarsanız, birkaç bin ziyaretçi sonra trafik kotasının neden patladığını tartışmaya gerek kalmaz.
- İzleme (monitoring) ekleyin: Basit bir analytics ve sunucu izleme aracıyla (CPU, RAM, I/O, trafik grafikleri) normalde sitenizin ne tükettiğini görün. Sorun çıktığında kıyaslayacak bir “normal” baseline’a ihtiyacınız olacak.
Genelde bunların hepsi 5–10 dakikadan fazla sürmez ama bir kez düzgün kurulduğunda, ileride yaşayacağınız trafik ve kaynak krizlerini ciddi oranda azaltır. Uygun bir paylaşımlı hosting paketi için web hosting seçeneklerine de göz atabilirsiniz; ihtiyaç arttıkça VDS veya cloud’a geçmek zaten mümkün.
Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Pratik Çözümler
| Sorun | Muhtemel Neden | Çözüm |
|---|---|---|
| Site Yavaş Açılıyor | Zayıf önbellekleme veya yüksek sorgu sayısı | Redis/LiteSpeed Cache kurulumu yapın, sorguları optimize edin |
| Bağlantı Zaman Aşımı | Firewall engeli veya hatalı DNS | Port izinlerini ve DNS kayıtlarını kontrol edin |
| Trafik Kotası Hızla Doluyor | Hotlink, büyük görseller, bot/saldırı trafiği | Hotlink korumasını açın, görselleri sıkıştırın, access log’dan anormal IP’leri engelleyin |
| Kaynak Limit Aşımı (CPU/RAM) | Ağır eklentiler, optimize edilmemiş sorgular, ani trafik patlaması | Gereksiz eklentileri kaldırın, sorguları iyileştirin, gerekiyorsa VDS/Cloud’a geçin |
Sıkça Sorulan Sorular
Trafik kotası sınırlı bir hosting kullanmak güvenli mi?
Güvenlik açısından evet, tamamen güvenli. Trafik kotası sadece ne kadar veri aktarımı yapabileceğinizi sınırlıyor; verinizin gizliliği veya bütünlüğüyle direkt bir ilgisi yok. Güvenlik, daha çok SSL, güncel yazılım, doğru firewall ayarları ve yedekleme politikalarıyla alakalı. Örneğin sitenize geçerli bir SSL sertifikası tanımlamak, trafik kotasından çok daha kritik bir güvenlik adımı.
Fiyat/Performans dengesini nasıl kurarım?
Önce gerçek ihtiyacınızı netleştirin. Yeni açılmış, günlük 500–1000 ziyaretçi alan bir blog için uçuk bir cloud sunucuya ihtiyacınız yok. Orta seviye bir web hosting paketiyle başlamak mantıklı. Trafik ve kaynak kullanımınız düzenli olarak yükseliyorsa, o noktada VDS veya cloud sunucuya geçmek daha verimli olur. İşin doğrusu, kağıt üzerindeki “limitsiz” ibaresinden çok, loglarda ve grafiklerde gördüğünüz gerçek kullanımı takip etmek.
Taşıma (Migration) işlemi zor mu?
Teknik olarak çok adım var gibi görünse de, doğru yapıldığında oldukça düz bir süreç. Dosyalar, veritabanı, DNS geçişi, SSL, son kontroller… En önemli nokta, kesintiyi minimumda tutmak ve DNS geçişi sırasında eski sunucuyu bir süre daha açık bırakmak. Biz Bilhost tarafında taşıma süreçlerinde çoğu işi sizin yerinize üstleniyoruz; özellikle cPanel veya benzeri paneller arası geçişlerde süreç otomatik araçlarla çok hızlı ilerliyor. Yani “ya geçişte site çöker mi” endişesi, doğru ekiple çalıştığınız sürece pek karşılaştığımız bir senaryo değil.
Sonuç
İşin özü şu: Trafik kotası aşılırsa ne olur diye panik yapmak yerine, kotaya giden yolu anlamak daha değerli. Bant genişliği dolduğunda sitenin kapanması elbette can sıkıcı, ama çoğu zaman bu, daha büyük bir problemin semptomu: Optimize edilmemiş sorgular, gereksiz büyük dosyalar, saldırı trafiği veya yanlış yapılandırma.
Teknoloji ne kadar karmaşık görünürse görünsün, doğru yapılandırma hayat kurtarır. Kaynakları verimli kullanır, güvenlik duvarını sağlam kurar, yazılımları uyumlu seçerseniz; aynı pakette çok daha fazlasını başarırsınız. Eğer bir yerde takılırsanız biz buradayız, yorumlarda sorularınızı bekliyorum.
