Öne Çıkanlar
- Ücretsiz hostingler güvenlik, veri bütünlüğü ve performans açısından ciddi kısıtlar ve riskler taşır; aynı sunucuyu paylaşmanın zafiyet yayma riski vardır.
- Zorunlu reklamlar, marka itibarına zarar verir; kontrolünüz dışında eklenen içerikler kullanıcı deneyimini bozar.
- CPU, RAM, disk I/O ve inode limitleri düşük olduğundan sorgu ve eklenti optimizasyonu kritik hale gelir.
- Güncel olmayan yazılım ve sınırlı yönetim yetkileri (firewall/port/ssh) güvenlik ve uyumluluk sorunlarına yol açar; gerektiğinde ücretli ve kontrollü altyapıya geçiş düşünülmelidir.
Ücretsiz Hosting Kullanmanın Gizli Riskleri Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Aslında durum tam olarak şöyle: Ücretsiz hosting kavramı, “hemen site aç, kredi kartı istemiyoruz” psikolojisinden besleniyor. Yani teknik bir ihtiyaçtan çok, pazarlama ve kullanıcı çekme stratejisinin ürünü. Sağlıklı, uzun vadeli bir proje için tasarlanmıyor; daha çok “tatma ve sonra yükseltme” aşaması gibi düşünülmüş bir model.
Güvenlik tarafında en sık gördüğüm problem şu: Ücretsiz platformlar genelde yüzlerce, bazen binlerce hesabı aynı sunucuya yığar. İzolasyon zayıftır. Bir kullanıcının zafiyeti, aynı makinedeki onlarca siteyi etkileyebilir. Paylaşılan dosya izinleri, güncellenmeyen PHP sürümleri, eski kütüphaneler… Hepsi zincirleme risk yaratır.
Bir diğer görünmeyen maliyet: Zorunlu reklam ve linkler. Sitenizin altına ya da üstüne otomatik reklam ekleyen ücretsiz hosting sağlayıcıları, aslında sizin markanızı kendi reklam panolarına dönüştürüyor. Kullanıcılarımızdan en çok duyduğum cümle şu oluyor: “Sitem açılıyor ama bir sürü alakasız reklam var, ben koymadım ki.” İşte bu, “ücretsiz” kelimesinin faturasının ilk sayfası.
Bir efsaneyi de burada netleştirelim: “Ziyaretçi sayım düşük, ücretsiz hosting bana yeter.” Hayır, her zaman değil. Trafik az olabilir ama siteniz dinamikse, veritabanı sorguları fazlaysa, CPU ve I/O limitlerine çok hızlı takılırsınız. Dürüst olmak gerekirse, limitli bir ücretsiz hostingte 50 aktif kullanıcı bazen orta seviye bir VDS’ten daha fazla sorun çıkarabiliyor. Çünkü sorun sadece trafik değil; altyapı kalitesi, disk türü, yazılım yığını (stack) ve yönetim politikaları.
Özetle, Ücretsiz Hosting Kullanmanın Gizli Riskleri; sadece “site yavaş” boyutunda değil, domain itibarından SEO’ya, veri güvenliğinden potansiyel kara listeye (spam, malware, phishing) kadar uzanıyor.
| Özellik | Açıklama |
|---|---|
| Hizmet Türü | Paylaşımlı Hosting / Ücretsiz Hosting Alternatifleri |
| Hedef Kitle | Yeni başlayanlar, deneme projeleri, düşük trafikli kişisel siteler |
| Zorluk Seviyesi | Kolay – Orta (Sağlıklı yapılandırmak istiyorsanız Orta) |
| Öne Çıkan Özellik | Fiyat (Ücretsiz) – Buna karşılık performans ve güvenlikten ciddi ödün |
Yapılandırma ve Yönetim: Adım Adım
Kaynak Yönetimi – Limitleri Zorlamayın
Ücretsiz hosting kullandığınızda, CPU, RAM, disk I/O ve çoğu zaman inode (dosya sayısı) limitleriniz çok düşüktür. Bu limitler, sağlayıcının size olan “maliyetini” kısmak için bilerek dar tutulur. Bu yüzden, her sorgu ve her eklenti, resmen altın değerinde.
Şöyle düşünün: Tıpkı bir araba motoru gibi, sunucular da yüksek devirde (trafikte) doğru soğutmaya (kaynağa) ihtiyaç duyar. Ücretsiz hostingte ise size küçücük bir radyatör veriliyor. Biraz fazla gaza basınca hararet ışığı (resource limit reached) yanıyor.
Aşırı kaynak kullanımı uyarısı aldığınızda kullanıcıların çoğu panikle destek bileti açıyor. Aslında, panik yapmadan önce kontrol edeceğiniz ilk yer genelde hata logları (error_log) ve access log dosyaları olmalı. WordPress kullanıyorsanız, wp-content/plugins klasörünüz ve özellikle son eklediğiniz eklentiler, CPU ve bellek tüketiminin ana kaynağı olabiliyor. Çoğu zaman tek bir sorgu can yakıyor:
- Yoğun sorgu çeken istatistik/analiz eklentileri
- Optimizasyon yapılmamış veritabanı sorguları
- Gereksiz cron (zamanlanmış görev) çalışmaları
Genelde ilk iş olarak şunu öneririm: Gereksiz eklentileri devre dışı bırakın, sorgu sayısını azaltın, önbellekleme eklentisi (LiteSpeed Cache, WP Super Cache vb.) kurun. Eğer sağlayıcınız izin veriyorsa, PHP versiyonunu daha güncel ve performanslı bir sürüme geçirin.
Güvenlik Duvarı ve Port Ayarları
Ücretsiz hostingin en sıkıntılı taraflarından biri de güvenlik kontrolünün neredeyse sıfıra yakın olması. Kendi firewall’ınızı yönetemezsiniz, port açma-kapama yetkiniz yoktur, SSH çoğunlukla kapalıdır. İlk bakışta “iyi bari, hiç uğraşmam” diyebilirsiniz ama aslında bu, sorun tespitini de zorlaştırıyor.
Dış dünyaya açık her port, açık bir penceredir. Paylaşımlı ya da ücretsiz hostingte çoğu pencere (port) sağlayıcı tarafından baştan kilitlenir. Bu, belli saldırıları engeller ama aynı zamanda esneklik bırakmaz. Örneğin:
- SSH erişimi yoksa, dosya ve izin yönetimini sadece FTP veya panel üzerinden yaparsınız. Bu da log incelemeyi ve otomatik yedek almayı zorlaştırır.
- FTP kullanıyorsanız ve bağlantıları şifreli (FTPS / SFTP) yapmıyorsanız, kullanıcı adınız/parolanız ağ üzerinde düz metin olarak dolaşabilir.
İşin püf noktası şurada: Ücretsiz hostingte güvenlik duvarını siz yönetemiyorsanız, en azından uygulama (uygulama katmanı) tarafını mümkün olduğunca sıkılaştırmalısınız. Örneğin:
- Gereksiz FTP hesapları açmayın; kullanmadıklarınızı mutlaka silin.
- Varsayılan yönetim URL’lerini değiştirin (örn:
/wp-adminyoluna ek güvenlik katmanı koymak). - Güçlü parolalar ve mümkünse 2FA (iki faktörlü doğrulama) kullanın.
Eğer daha kontrollü bir yapı istiyorsanız, zamanla ücretsiz çözümlerden çıkıp en azından temel bir web hosting paketine geçmek, port ve güvenlik politikaları açısından size daha öngörülebilir bir zemin sağlar.
Yazılım Uyumluluğu ve PHP/Veritabanı Seçimi
Bir başka gizli risk: Eski veya rastgele güncellenen yazılım sürümleri. Birçok ücretsiz hosting sağlayıcısı, kaynak tüketimini sınırlamak için güncel ama ağır PHP sürümlerini açmak istemez ya da eski sürümleri kaldıramaz. Sonuç: Ya güvenlik açıklarıyla yaşarsınız ya da uygulamanızın bazı fonksiyonları çalışmaz.
En güncel sürüm her zaman en iyisi mi? Kağıt üstünde evet, ama pratikte her zaman değil. Örneğin, çok yeni bir PHP versiyonuna geçip, henüz test edilmemiş bir eklenti setiyle çalışıyorsanız, uyumsuzluk yaşamanız çok olası. Burada ideal senaryo şöyle:
- Çekirdek uygulamanız (örneğin WordPress) ve eklentilerinizin resmi olarak desteklediği bir PHP sürümünü kullanın.
- Güvenlik güncellemeleri alan, ama henüz “deneysel” sayılmayan bir sürümü tercih edin.
Veritabanı tarafında ise altın kural şu: “Gereksiz veri tutma, gerekli veriyi indeksle.” Özellikle ücretsiz hostingte, veritabanı boyutu ve sorgu limiti çok kısıtlı olduğu için:
- Gereksiz taslak yazıları, revizyonları ve log tablolarını düzenli temizleyin.
- Sık sorgulanan sütunlara uygun index ekleyin (özellikle
WHEREveJOINkullandığınız alanlara). - Tek tablaya her şeyi doldurmak yerine, mantıklı bir şema tasarımı yapın.
Dürüst olmak gerekirse, RAM miktarından ziyade veritabanı tasarımı ve sorgu optimizasyonu, özellikle ücretsiz hostingte çok daha kritik. Çünkü RAM’i artırma şansınız yok, ama sorgularınızı optimize etme şansınız her zaman var.
Uygulama: Kurulum ve Yayına Alma
Terminali açın, şu komutu girin demiyorum ama mantık şu: Ücretsiz hosting ortamında bile sağlıklı bir kurulum için takip etmeniz gereken birkaç temel adım var.
Önce, ortamın sınırlarını bilin. Panelde PHP versiyonu, maksimum dosya yükleme boyutu, veritabanı sayısı ve disk kotası gibi değerleri kontrol edin. Çünkü bu limitler, projeyi daha en baştan nasıl konumlandırmanız gerektiğini belirler.
Ardından, bağımlılıkları kontrol edin: Kullanacağınız CMS veya framework (WordPress, Laravel, OpenCart vb.) hangi PHP versiyonunu, hangi eklentileri ve hangi veritabanını istiyor, bunları sağlayıp sağlayamadığınıza bakın. Sağlayamıyorsa, ya daha hafif bir CMS seçmeniz ya da ücretli bir pakete geçmeniz gerekir.
Config dosyasındaki kritik satırlar genelde şunlar olur:
- Veritabanı bağlantı bilgileri (host, kullanıcı adı, parola, charset)
- Cache ve session ayarları (dosya tabanlı mı, veritabanı mı)
- Hata gösterimi (development ortamında açık, canlı ortamda kapalı olması gerekir)
Genelde 5 dakikadan fazla sürmez ama doğru yapılandırırsanız, ileride saatlerce log kovalamaktan kurtulursunuz. Bu arada, performansınızı artırmak için Hosting Başlangıç sayfamızdaki diğer çözümlere de bakabilirsiniz; özellikle önbellekleme ve ölçekleme konusunda işinize yarayacak.
Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Pratik Çözümler
| Sorun | Muhtemel Neden | Çözüm |
|---|---|---|
| Site Yavaş Açılıyor | Zayıf önbellekleme veya yüksek sorgu sayısı | Redis/Litespeed Cache kurulumu yapın |
| Bağlantı Zaman Aşımı | Firewall engeli veya hatalı DNS | Port izinlerini kontrol edin |
Ücretsiz hosting ortamlarında pratikte en sık karşılaştığımız sorunlar bunlarla sınırlı değil elbette, ama yukarıdaki tablo temel yapıyı gösteriyor.
- Yavaş açılan siteler: Genelde ücretsiz hostingte sunucu yükü zaten yüksek oluyor. Üstüne bir de cache’siz WordPress ve ağır tema kullandığınızda, saniyeler içinde timeout’a giden sayfalar görüyorsunuz. Eğer imkân varsa, LiteSpeed destekli bir plana geçip WordPress hosting gibi optimize bir çözüm tercih etmek, hız konusunda gözle görülür fark yaratıyor.
- Bağlantı problemleri: DNS kayıtlarınız yanlışsa ya da ücretsiz hosting sağlayıcınız sık sık IP değiştiriyorsa, “Bende açılıyor, sende açılmıyor” tarzı karmaşık durumlar oluşabiliyor. Bu tip durumlarda domain sorgulama ve whois sorgulama araçları, alan adının gerçekten nereye işaret ettiğini hızlıca görmenizi sağlar.
Sıkça Sorulan Sorular
Ücretsiz hosting güvenli mi?
Net konuşalım: Kritik veri, ödeme bilgisi veya kurumsal itibar taşıyan bir proje için ücretsiz hosting güvenli sayılmaz. Kötü niyetli kullanıcılarla aynı sunucuyu paylaşıyor olabilirsiniz, yazılım sürümleri güncel olmayabilir, yedekleme politikası belirsiz olabilir. Eğer mecburen kullanıyorsanız:
- Mutlaka harici yedek alın (FTP ile dosya, phpMyAdmin ile veritabanı).
- Güncel bir SSL sertifikası kullanın, en azından bağlantıyı şifreleyin.
- Admin paneli kullanıcı adınızı “admin” bırakmayın, güçlü parolalar kullanın.
Fiyat/Performans dengesi nasıl kurulur?
Aslında püf nokta şu: Ücretsiz hosting yerine, düşük maliyetli ama sınırları net bir paylaşımlı hosting çoğu zaman çok daha mantıklı. Böylece:
- CPU, RAM ve disk I/O limitleriniz net olur.
- Destek alabileceğiniz bir ekip olur; tek başınıza uğraşmazsınız.
- Kaynak tükendiğinde yükseltme (upgrade) yolunuz açıktır.
Örneğin küçük bir blog ya da kurumsal tanıtım sitesi için, giriş seviye bir web hosting paketi, ücretsiz sunuculardan kat kat daha dengeli bir fiyat/performans sunar. Yoğun trafik veya özel yazılım çalıştıracaksanız, o zaman VDS veya cloud sunucu tarafına bakmak gerekir.
Taşıma (Migration) işlemi zor mu?
Kâğıt üzerinde karmaşık görünebilir, ama doğru araçlarla ve doğru ekiple aslında oldukça düz bir süreç. Temel mantık:
- Eski sunucudan dosyalar ve veritabanı yedeği alınır.
- Yeni sunucuya yüklenir, config dosyaları güncellenir.
- DNS kayıtları yeni sunucuya yönlendirilir.
İşin güzel yanı; bu sürecin büyük kısmını sizin yerinize biz üstlenebiliyoruz. Ücretsiz hostingten, daha stabil ve performanslı bir altyapıya geçmek istediğinizde, taşıma sürecini Bilhost tarafında otomatik araçlar ve deneyimli ekiplerle çok daha sorunsuz hale getiriyoruz. Özellikle e-posta, DNS ve SSL tarafında, “Bir şey bozulur mu?” kaygısını yaşamadan geçiş yapmanız için süreçleri netleştiriyoruz. Kurumsal mail tarafında da ihtiyacınız varsa, kurumsal e-posta çözümleriyle domain ve hosting yapınızla entegre çalışan bir yapı kurmak mümkün.
Sonuç
İşin özü şu: Ücretsiz Hosting Kullanmanın Gizli Riskleri, “Şimdilik idare etsin” diye başladığınız bir projenin, tam ivme kazanacağı anda duvara toslamasına neden olabilir. Güvenlik açıkları, yavaşlayan sayfalar, beklenmedik kapanmalar ve zorunlu reklamlar, hem kullanıcı deneyimini hem de markanızı aşağı çeker.
Teknoloji ne kadar karmaşık görünürse görünsün, doğru yapılandırma hayat kurtarır. İhtiyacınıza uygun bir hosting türü seçmek, kaynakları verimli kullanmak, güvenlik katmanlarını bilerek kurmak ve zamanında ücretli, kontrollü bir altyapıya geçmek; uzun vadede hem sinirinizi hem bütçenizi korur. Eğer bir yerde takılırsanız biz buradayız, yorumlarda sorularınızı bekliyorum.
